Tanrı ona şöyle dedi: “Rahminde iki ulus var. İçinden iki ayrı yönetim çıkacak. Bir yönetim ötekine üstün gelecek; büyük olan küçüğe hizmet edecek.”
Şem, Tanrısal esinle olup biten her şeyi kavradı ve Rivka’ya Tanrı’nın mesajını iletti.37
Başka bir görüşe göre Rivka aslında Avraam’a danışmıştı.38 Avraam ona Tanrı adına şu mesajı verdi:
“Rahminde iki çocuk var. Her biri ayrı bir krallık ve ulus meydana getirecek. Daha rahmindeyken onları birbirinden ayıracağım; biri iyi, diğeri kötü olacak. İkisi hiçbir zaman eşit güçte olmayacak. Bir imparatorluk yükseldiğinde öteki boyun eğecek.
“Büyük acı çekmenin nedeni, ikisinin birbirleriyle savaşmasıdır. Her biri kendi payıyla övünüyor: biri Gelecek Dünya’yla, diğeri bu dünyayla.
“İlk doğacak olanın soyundan Hadrianus [117–138 yılları arasında hüküm süren Roma imparatoru] çıkacak. Küçüğün soyundan ise Kral Şelomo çıkacak. Her iki kral da dünyada büyük ün kazanacak.
“Büyük olan, diğer bütün çocuklar gibi sünnetsiz doğacak. Küçük olan ise sünnetli doğacak.
“Liyakatli olursa küçük olan büyüğe üstün gelecek. Fakat küçük oğlun soyundan gelenler günah işlerse, büyük oğlun soyundan gelenlerin egemenliği altına girecekler.”39
İbranice “ikizler” anlamındaki teomim (תאומים) kelimesi normalde Alef (א) harfiyle yazılır. Ancak “rahminde ikizler vardı” (25:24) ayetinde kelime Alef olmadan eksik yazılmıştır. İkizlerden birinin kötü olacağı için bir harf eksilmiştir.40
“Rahminde iki ulus (goyim) var” ifadesinde de sıra dışı bir yazım vardır. Tora tomarında normal yazım yerine kelime geyim (גיים) biçiminde yazılır; bu da “yüceler” ya da “soylular” anlamına gelir. Bu, Rivka’nın soyundan iki büyük kişinin çıkacağına işarettir: Rabbi Yehuda HaNasi ile Roma İmparatoru [Marcus Aurelius] Antoninus. Her ikisi de o kadar zengindi ki yağmurlu mevsimde de kurak mevsimde de sofralarında turp ve marul bulundurabiliyorlardı. [Antik çağda bu sebzeler saklanamadığı için uzak ülkelerden getirilmeleri gerekirdi.] Bu, servet ve güçlerinin göstergesiydi.41
Rabbi Yehuda dünyadan hiçbir zevk almayan çileci bir azizdi. Bununla birlikte çok büyük bir hanesi olduğundan, ev halkını iyi beslerdi.42
Antoninus, Rabbi Yehuda’nın çok yakın dostuydu ve Yahudi bilgelerine büyük sevgi besliyordu. Bir gün Rabbi’ye, “Oğlumun [Commodus’un] yerime kral olmasını ve senatonun bunu onaylamasını istiyorum” dedi.43
Romalılar, başka imparatorluklardan farklı olarak hükümdarlığın babadan oğula geçmesine karşıydılar. Yeni kral seçileceği zaman senatörleri büyük bir salonda toplar, bir kuşu uçururlardı. Kuş yorulunca başka bir tünek olmadığı için adamlardan birinin üzerine konar; o kişi hükümdar seçilirdi. Böylece en niteliksiz kişi bile iktidara gelebilirdi.44
Antoninus yine de oğlunun kendisinden sonra hüküm sürmesini garanti altına almak istiyordu. Ayrıca Tverya kentini bütün vergi ve yükümlülüklerden muaf tutmak istiyordu. Tverya’nın sakinleri Tora bilginleriydi; Yahudi bilgelerine sevgisinden ötürü onlara bu ayrıcalığı tanımak istiyordu.
Rabbi Yehuda’ya, “Ne yapmalıyım? İki isteği birden sunarsam senato yalnız birini kabul eder” diye sordu.
Rabbi Yehuda ona sözsüz bir işaretle cevap verdi. İki adam getirdi; biri diğerinin omuzlarında oturuyordu. Üsttekinin elinde bir güvercin vardı. Alttaki ona, “Güvercini bırak” dedi. [Alttaki adam üsttekini istediği an yere atabileceğinden, üsttekinin başka seçeneği yoktu.]
İmparator işaretin anlamını anladı. Hayattayken oğlunu hükümdar yapmalıydı. Oğlu hükümdar olduktan sonra Tverya’yı vergiden muaf tutabilirdi.
Başka bir sefer Antoninus, senatörlerin kendisine büyük sıkıntı çıkardığını söyledi. Rabbi Yehuda onu bahçeye götürdü, bir çiçek kopardı ve yapraklarını tek tek ayırdı. Böylece Antoninus’a, düşmanlarının şüphesini çekmeden onları birer birer ortadan kaldırabileceğini ima etti.
Rabbi Yehuda bu son derece hassas öğüdü dostunun kulağına fısıldamak bile istemedi. Çünkü söylenen bir söz her zaman duyulabilir; “Düşüncende bile krala lanet etme… çünkü gökteki bir kuş sesi taşıyacaktır” diye yazılmıştır (Kohelet 10:20).
Antoninus, Rabbi Yehuda’nın bilgeliğini gördükçe ona daha çok bağlandı. Her gün ona buğdayla örtülmüş bir yük gümüş gönderiyor, adamlarına Rabbi’ye tahıl götürdüğünü söylüyordu; böylece kimse gerçeği bilmiyordu. Rabbi Yehuda yeterince varlıklı olduğunu söyleyerek gümüşe ihtiyacı olmadığını belirtti. Romalı, “Öyleyse çocukların için kalsın. Benden sonra gelecek yöneticiler çok sert olabilir ve çocuklarından çok para alabilirler. Onlara ödeme yapabilmeniz için size elimden geldiğince yarar sağlamak istiyorum” dedi.
İkisi kardeşler kadar yakın dost oldular. Antoninus’un Kutsal Topraklar’da Rabbi Yehuda’nın mülküne yakın bir villası vardı. Kimse fark etmeden görüşebilmeleri için iki yapı arasında gizli bir tünel yaptırdılar. İmparator her gün Rabbi Yehuda’yı ziyaret ediyor ve ikisi Tora çalışıyordu.
Antoninus bu ziyaretlere iki köleyle gelirdi. Sarayından çıkar çıkmaz birini, Rabbi’nin evine ulaştığında da ikincisini öldürürdü.
İmparator, gizli ziyaretleri sırasında Rabbi Yehuda’nın yanında hiç kimsenin bulunmamasını kesin biçimde emretmişti. Bir gün geldiğinde Rabbi Hanina bar Hama’yı odada gördü.
“Geldiğimde yanında kimse bulunmasın demedim mi?” diye çıkıştı.
Rabbi Yehuda, “O yabancı değil. En büyük öğrencimdir ve sorun çıkarmaz” diye cevap verdi.
İmparator Rabbi Hanina’ya dönerek, “Kapının yanında uyuyan köleme git ve buraya gelmesini söyle” dedi.
Rabbi Hanina köleyi bulduğunda onun ölü olduğunu gördü. Kendi kendine, “Romalıya ne söyleyeceğim? Kölesinin öldüğünü söylersem kötü haber getirmiş olacağım. Geri dönmezsem imparatora saygısızlık etmiş olacağım” diye düşündü. Başka seçeneği olmadığından dua etti, köleyi yeniden hayata döndürdü ve Antoninus’a gönderdi.
Antoninus, “Çok güzel. Görüyorum ki senin öğrencin bile ölüyü diriltebiliyor. Yine de ben geldiğimde burada başka kimse olmasın” dedi.
İmparator her gün Rabbi Yehuda’yı ziyaret eder ve ona bir köle gibi hizmet ederdi. Sofrasını kurar, ellerine su dökerdi. Rabbi Yehuda dinlenmek istediğinde, yüksek yatağına çıkabilmesi için eğilip sırtını basamak yapardı. Rabbi bundan büyük rahatsızlık duyup sık sık, “Bunları yapman uygun değil; sen Roma İmparatoru’sun” derdi.
Antoninus, “Tek umudum Gelecek Dünya’da senin kölen olmaya layık olabilmektir. Orada kutsal ayaklarının altında küçücük bir yerim olsa bana yeter” diye karşılık verirdi.
Her buluştuklarında imparator, “Gelecek Dünya’da benim de bir payım olabilir mi?” diye sorardı.
Rabbi Yehuda, “Kuşkusuz. Kötü Esav’ın soyundan gelmene rağmen pek çok iyi iş yapıyorsun” derdi.45
Roma İmparatoru ile Yahudi Rabbi arasındaki bu sıra dışı dostluğun başlangıcını Leh Leha’da görmüştük. Rabbi Yehuda henüz bir bebekken Antoninus’un annesi onu emzirmiş; o zamandan itibaren ikisi kardeş gibi olmuşlardı.46