Yaratılış 18:31-32

“Efendim’e gereğinden fazla konuştum; [ama] ya orada yirmi [kişi] bulunursa?” “Bu yirmi [kişi] uğruna yok etmeyeceğim”. “Lütfen Efendim öfkelenmesin; fakat sadece bir kez daha konuşacağım. Belki orada on [kişi] bulunuyordur?” “Bu on [kişi] uğruna yok etmeyeceğim”.

Avraam’ın neden tekrar tekrar sormak zorunda kaldığı sorgulanabilir. Tanrı, daha önce kırk dürüst kişi varsa, dört şehri bağışlayacağına söz vermişti. Bu, otuz dürüst kişinin üç şehri kurtarmak, yirmi dürüst kişinin iki şehri kurtarmak ve on dürüst kişinin bir şehri kurtarmak için yeterli olduğunu ima eder görünmektedir. Bu apaçık bir orandır; Avraam neden tekrar tekrar sormaktadır?

İlişki aslında doğrusal değildir. Birkaç kişinin iyi işler yapması ile çok kişinin yapması aynı değildir. Çok kişinin değeri az kişiden daha fazladır. Bu nedenle Avraam, kırk dürüst kişi dört şehri kurtarabilse de, otuz kişinin üç şehri kurtarmak için yeterli olmamasından korkmuştur, çünkü; sayıları daha azdır. Bu nedenle her sayı için ayrı ayrı dua etmek zorunda kalmıştır.146

Diğerleri, Avraam’ın tüm beş şehir için kesintisiz dua ettiğini söyler. İlk başta, elli dürüst kişiyi, her şehir için on kişiyi amaçlamıştı. Sonra, kırk beş kişiyi, her şehir için dokuz kişiyi amaçladı. Sonra kırk kişiyi, her şehir için sekiz kişiyi, sonra otuz kişiyi, her şehir için altı kişiyi, sonra yirmi kişiyi, her şehir için dört kişiyi ve son olarak on kişiyi, her şehir için iki kişiyi amaçladı.147

Burada başka bir soru sorulabilir. Elli kişiden kırk beş kişiye inerken Avraam beş kişi azaltmıştı. Daha sonra ise onar kişi azaltmıştır. O halde, kırk beş kişiye inerken neden sadece beş kişi azaltmıştır?

Her nesilde dünyanın kırk beş dürüst kişinin üzerinde durduğunu belirten bir gelenek vardır. Bunlar 30 ve 15 kişilik iki gruptan oluşur. Bu gruplardan biri Kutsal Topraklar’da, diğer grup başka yerlerdedir. Ama hangi grubun nerede olacağı belirlenmemiştir.148

Bu nedenle Avraam, her şehir için on kişi olmak üzere toplam elli kişiyi sorarak talebine başlamıştı. Sonra her şehir için dokuz kişi olmak üzere kırk beş kişiyi sordu. Kendisi her şehirde onuncu kişi sayılacaktı. Buna Tanrı, “Orada, kırk beş kişi bulursam yok etmeyeceğim. Kırk beş kişi tüm dünyayı ayakta tutmak için yeterlidir, seni onlara dahil etmeme gerek yok” diye yanıtladı.

Sonra Avraam sordu, “Ya orada kırk [kişi] bulunursa? Benim değerim de her şehir için eklenerek, her şehir için dokuzar kişi, toplamda kırk beş kişi yapar mı?” Tanrı buna da razı oldu.

Dünyanın kırk beş dürüst kişiye ihtiyacı olduğunu görerek; Avraam, Kutsal Topraklar için otuz kişin yeterli olup olmayacağını merak etti. Bu nedenle, “Sedom’da otuz kişi bulunursa, hüküm geri alınır mı?” diye sordu. Daha sonra yirmi kişinin, Kutsal Topraklar’da on beş kişinin yeterli olup olmayacağını sordu. On beş kişiyi ayrıca sormadı, çünkü; sayıyı her seferinde ondan fazla düşürmek istemedi. Bu sayının bile bulunmayacağını görünce, her şehirde iki kişi olmak üzere on kişiyi sordu. Kendi değeri de her şehir için sayılacağı için, her şehir için üç, toplamda on beş edecekti.149

Açıktır ki,Tanrı beş şehirde on dürüst kişinin bile bulunmayacağını biliyordu. Ama bize tövbe etmemiz gerektiğini ve birçok günahımız var diye pes etmememiz gerektiğini öğretmek istedi. Tanrı, dünyasını yok etmek istemez; sadece bizim yollarımızı değiştirmemizi ister.150

Bu bölümü okurken, bazen Tanrı “yok etmeyeceğim” [kırk beş, yirmi ve on kişi söz konusu olduğunda] ve diğer zamanlarda “yapmayacağım” [kırk ve otuz kişi söz konusu olduğunda] der.

Kırk beş kişi söz konusuyken, Tanrı, “yok etmeyeceğim” dedi. Sadece on dürüst kişi şehri tamamen kurtarabilirdi. Her şehirde sadece dokuz kişi varsa, Tanrı “yok etmeyecek” ama başka yollar ile cezalandırabilirdi. Kırk kişi söz konusuyken ise “yapmayacağım” demektedir. Kırk kişi, dört şehirde on kişi olduğunu ima eder ve bu durumda dört şehir tamamen bağışlanacaktı. Aynısı, üç şehirde otuz dürüst kişinin bulunması durumunda da geçerliydi.

Üç şehrin her birinde on dürüst kişi bulunduğu sürece, şehirlerin çoğunluğu bağışlanacak ve oradakilerin tamamı bağışlanacaktı. Eğer sadece yirmi kişi olsaydı, bağışlanan şehirler azınlıkta olacaktı. Bu durumda Tanrı sadece “yok etmeyeceğim” dedi. Yirmi dürüst kişinin değeri şehirleri yok edilmekten kurtaracak ama yine de ıstırap çekeceklerdi.151

[Tüm bunlardan, on erkekten oluşan bir grubun önemini anlıyoruz. Yahudi yasasında, on erkek bir minyan ya da dua yeter sayısını oluşturur.]

Toplu Dua

Bu nedenle, burası toplu duadan bahsetmek, bir minyan önünde dua etmek için iyi bir yerdir. On kişiden bir topluluk içinde Tora öğrenmek özellikle önemlidir, çünkü böyle bir çalışma Rabbinik Kadiş ile sonlandırılabilir. Bu fırsatı ayrıca “Amen” yanıtı vermek ile ilgili yasalardan bahsetmek için kullanacağız.

Bir kişi tek başına dua ettiğinde, harici hiçbir düşünceyi içermeyecek biçimde sözleri tam bir konsantrasyon ile söylemelidir. Ancak o zaman duaları Tanrı’ya yükselmeye layık olacaktır.

Ayrıca bir kişi tek başına dua ettiğinde, o kişinin iyi ve kötü tüm eylemleri gökler tarafından incelenir. Bu durum, bir kişi için bilhassa iyi değildir çünkü çok sayıda iyi işler yapmış olsa da, aynı zamanda kötü işler yapmamış olması mümkün değildir. Bir günahı bulunduğunda, göklerde ilan edilir, “Bu kişi böyle bir günah işledi ama hala sanki dualarının göklere yükseleceğinden eminmiş gibi kendi başına dua etmeye cüret ediyor.” Bu durum kişinin bazen dikkate değer bir sıkıntıya girmesine neden olabilir.152

Bir kişi bir minyan ile birlikte dua ettiğinde ise, duasının göklere yükseleceğinden emin olabilir. On kişinin arasında günahkarlar bile olsa, Tanrı bir cemaatin ibadetini geri çevirmez.153 Bu, daha önce 9. Bölüm’de Bereşit Peraşası’nda “Odalar” bahsinde anlatılmıştı.

Bir kişi, bir nedenle sinagoga gidemezse, en azından cemaat ile tam olarak aynı zamanda ibadet etmeye çalışmalıdır. Bu, bir dereceye kadar bir cemaat ile dua etmeye benzer. Bir kişi hem sabah hem de akşam duaları için buna dikkat etmelidir.154

Toplu yapılan dua ile ilgili olarak, Kral Şelomo şöyle demişti, “Kralın yüceliği halkının çokluğundadır” (Özdeyişler 14:28). Bilgelerimiz Tanrı’nın O’nun için her gün şarkı söyleyen milyonlarca meleği olsa bile, İsrael’in toplu yapılan dualarından ve rabbiden bir ders işittikten sonra söyledikleri Kadiş’ten daha çok zevk aldığını öğretir. Dersten sonra, Kadiş’e “Amen, Yüce İsmi sonsuza dek kutsal olsun” diyerek karşılık verirler. Tanrı melekleri çağırır ve onlara, “Gelin, yaratmış olduğum Halkım tarafından söylenen güzel şarkıyı dinleyin” der.155

Amen

Kadiş’te tam yerinde Amen diyerek karşılık vermek konusunda çok dikkatli olunmalıdır. Kadiş, Tanrı için Keduşa’dan bile daha değerlidir. Bu tür bir karşılık vermek, [kötü] Diğer Taraf’ın sahip olduğu birçok gücü boyun eğdirerek ve yıkarak birçok fayda sağlar. Duyguyla söylenen Kadiş’in sözleriyle hiçbir şey karşılaştırılamaz. Bu nedenle, Kadiş’in okunduğunu duymak için koşulmalıdır. 156

Rabi Hiya, Rabi Abba (ve Rabbi Yosi)157 bir zamanlar seyahat ediyorlardı ve gece belirli bir adamla kaldılar. Gece yarısı Tora çalışmak için uyandılar, çünkü gece yarısından sonra kısa bir süre bile olsa yatakta kalmamak onların değişmez adetiydi. Ev sahibinin kızı uyandı, onlar için kandilleri yaktı ve sonra sözlerini duyabileceği bir yere oturdu.

Rabbi Abba derse şu ayetle başladı: “Çünkü emir bir kandildir, Tora bir ışıktır ve terbiye için azarlamalar hayat yoludur.” (Özdeyişler 6:23). Kişi bu dünyada Tora’nın emirlerini yerine getirdiğinde, her emir onun için Gelecek Dünya’da bir kandil olur. Bir kişi Tora’yı çalıştığında, Tora Gelecek Dünya’da onun ışığı olarak davranır. Nasıl ki ışıksız kandil bir işe yaramazsa ve kandilsiz ışık olamazsa, uygulama olmadan Tora çalışması yeterli değildir, çalışma olmadan da uygulama yeterli değildir. Kişi emirleri yerine getirerek kandiller elde eder ve Tora çalışması ile kandiller yakılır, böylece ışıl ışıl parlayabilirler.

“Terbiye için azarlamalar hayat yoludur”, Gelecek Dünya’ya giden yolun sevgiyle terbiyeden ve düzeltmeden geçtiğine işaret eder. Bu, insanı yanlış yapmaktan alıkoyar ve onu dosdoğru bir yola sevk eder. Bir kimse ona, “Bak, yanlış veya haksız bir şey yaptın” der ve hemen tövbe eder ve yolunu düzeltmeye çalışır. Eğer Tanrı ona bir bela gönderirse, “Bu Tanrı’nın isteğidir, şüphesiz benim yararımadır” der.

Rabbi Abba etrafına bakındı ve ev sahibinin kızının sözlerini dinlediğini gördü. Daha sonra bu ayeti biraz farklı yorumladı. Dedi ki, “‘Bir emir bir kandildir’, özellikle bir kadının yerine getirmesi gereken bir emir olan Şabat kandilinden (veya mumlardan) bahseder. Bir kadın Tora’yı çalışmasa bile, kocasının çalışmasına yardım ederse, kocasının Tora’sının ışığı kadının Şabat günü yaktığı kandilin parlamasını sağlar. Sonuç olarak, emri tam olarak yerine getirmiş olur.”

Bunu duyan kız ağlamaya başladı. Ev sahibi hemen uyandı ve yanlarına geldi. Kızının gözyaşlarını gördü ve Rabbi Abba’dan duyduklarından dolayı ağladığını duyunca o da ağlamaya başladı. Bunu gören Rabbi Abba, “Görünüşe göre kızınızın kocası Tora’yı bilmiyor. Bu yüzden ağlıyorsunuz” dedi.

“Çok doğru,” dedi ev sahibi. “İşte bu yüzden kızım ve ben ağlıyoruz. Kızımın onunla evlenmesine neden izin verdiğimi merak edebilirsiniz. Bir gün Kadiş’i duymak ve cemaat ile birlikte “Amen” diyebilmek için çatıdan atladığını gördüm. Onu tanımadığım halde, genç adamdan çok etkilendim ve kızımla evlendirdim. “Amen”in önemini bilip karşılık vermek için o kadar yüksek bir yerden atlamıştı ki, onun kesinlikle büyük bir bilgin olduğunu varsaymıştım.

“Ama şimdi onun tam bir cahil olduğunu görüyorum – yemekten sonraki Şükran Duası’nı (Birkat Amazon) veya Şema’yı bile nasıl okuyacağını bilmiyor. Onu arkadaşlarımla tanıştıramam, çünkü onlar Tora’yı tartışırken onun ne kadar cahil olduğunu görmek beni üzüyor.”

“O kadar endişelenme,” diye yanıtladı Rabbi Abba. “Mutlaka ileride büyük bir bilge olacak bir çocuğu olacak.”

Genç adam daha sonra uyandı ve gruba katıldı. Rabbi Abba onun yüzüne baktı ve dedi ki, “Sana baktığımda Tora’nın ışığını görüyorum. Ya sen kendin ya da senden doğan bir oğul dünyayı aydınlatacak.”

“Bir açıklama yapmak istiyorum,” dedi genç adam. Daha sonra, “Yaşça ben küçüğüm, siz de çok yaşlısınız; Bundan ötürü çekindim, ve bildiğimi size göstermekten korktum” (Eyüp 32:6) ayetini alıntılamaya devam etti. “Bunlar Buzlu Barakelin oğlu Elihu’nun sözleridir1 diye açıkladı, “Buzlu’nun oğlu olan Ezekiel’in ailesinden bir koendi.158 Elihu böylesine büyük bir aileden olmasına rağmen, büyüklerinin yanında çok önemsiz davrandığı için ona Buzlu [‘küçümsenen’ anlamında] deniyordu. Sonuç olarak, o kadar büyük oldu ki, diğer tüm peygamberleri geride bıraktı. Ben de çok genç olduğum için iki ay büyüklerimin önünde konuşmamayı kendime görev edindim. [Bu süre zarfında evlendim; bu yüzden bilgilerimi kayınpederime asla açıklamadım.] Ama şimdi burada olduğuna göre, senin onuruna konuşacağım.” Bununla genç adam rabbilere birçok derin gizemi açıklamaya başladı.

Konuşmasını bitirdikten sonra, “Ben Babil’liyim. Babam ben doğmadan ölen Rav Safra idi. Babil’den geldi. Burada (Kutsal Topraklarda) yaşayan Tora aslanlarından korktum. Bu nedenle, geldiğimde iki ay boyunca Tora’nın sözlerini konuşmamayı kendime görev edindim. İki ay bugün doldu ve burada olmanızdan dolayı mutluyum.”

Rabbi Yosi sesini yükseltip ağladı ve tüm grup genç adamı başından öptü. Rabbi Yosi, “Bu yerde durmaya ve benzerini daha önce hiç duymadığımız böyle büyüleyici gizemleri duymaya layık olduğumuz için çok şanslıyız” dedi.

Genç adam, “Eşime ve kayınpederime çektirdiğim acının çok iyi farkındaydım” dedi. “O kadar cahil olduğumu ki, yemekten sonraki Şükran Duası’nı (Birkat Amazon) bile bilmediğimi düşündüler. İşler o kadar ileri gitti ki, Şükran Duası’nı (Birkat Amazon) öğrenene kadar eşime dokunmayacağıma söz verdim. Bütün bunları beni tamamen hor görmesinler diye yaptım. İki ay konuşamayacağım için bu şartları sağlamak zorunda kaldım.”

Rabbi Yosi, Rabbi Hiya, kayınpederi ve eşi sevinçle yan yanaydılar. Genç adamın sözlerini duyduktan sonra mutluluktan ağladılar. Rabbi Yosi, “Madem başladınız, gün ışığını getirin” dedi. Genç adam daha sonra gecenin geri kalanında ders vererek, yemekten sonraki Şükran Duası’nın (Birkat Amazon) en derin gizemlerini ve özellikle de duanın üzerine okunduğu kasenin en derin gizemlerini açıkladı.

Şafakta, Rabbi Yosi bir ziyafet yapılmasını ve şehirdeki herkesin davet edilmesini önerdi. Misafirler bir odada, Rabbi Yosi ve Rabbi Hiya ikinci bir odada kalacak ve genç adamdan öğreneceklerdi. Ziyafet yapıldı ve rabbiler ayağa kalktılar ve sanki Yedi Beraha’nın okunduğu düğün günüymüş gibi gelini kutsadılar. Genç adam yemekte konuştu, bu Yedi Beraha’nın gizemlerini, özlerini ve sebeplerini anlattı. Ertesi gün şehir bu genci rabbileri olarak seçti ve ona tam yetki verdi.

Bununla Rabbi Yosi ve Rabbi Hiya yollarına devam ettiler. Rabi Şimon bar Yohay’ın yanına geldiklerinde, gözlerini kaldırdı ve onlara baktı. Sonunda dedi ki, “Yüzlerinizden son iki gün içinde Tora’nın birçok gizemini öğrendiğinizi görebiliyorum. Şanslısınız!” Ona tüm hikayeyi anlattıklarında, Rabbi Şimon şöyle dedi: “Bir keresinde Rav Safra ile bir gün geçirdiğimi hatırlıyorum. Ayrıldığımızda, Tora’da aslan gibi bir oğlu olması için onu kutsadım, ama bu çocuğu hiç görmedim. Onu gördüğünüz için şanslısınız.”159

Bu bize Kadiş’im önemi hakkında bir fikir vermektedir. Bu büyük bilge  onu duymak ve Amen diyerek karşılık vermek için gerçekten de bir çatıdan atladı. “Amen” diye karşılık verenin, kutsamayı (veya Kadiş) okuyandan daha erdem sahibi olduğu öğretilir.160

Yahudiler,  tam bir konsantrasyonla “Amen” diye karşılık verdiğinde, göklerde birçok merhamet kapısı açılır ve bu dünyada ve sonraki dünyada mükafatını fazlasıyla alırlar. Eğer bir sıkıntı zamanıysa, göklerde bir duyuru yapılır: “Kapıları açın ve dürüst ulus gelsin,161 çünkü onlar Kadiş’i duymak ve “Amen” diyerek karşılık vermek için acele ediyorlar. Kapıları açarlar ve dünyaya iyilik getirirler; bu nedenle onlar da dualarına kapıların açılmasına ve dertlerinden kurtulmalarına layık olsunlar.”

Öteki dünyada da ödül vardır. Bir kişi “Amen” diyerek karşılık vermede dikkatliyse, o kişi öldüğünde, birçok melek ona eşlik etmeye gelir ve “Kapıları açın ve Amenler’i gözeten dürüst bir ulus girsin” (Yeşaya 26:2) ayetini söylerler.

Bir kişi “Amen” diyerek karşılık vermeyi ihmal ederse, duaları kabul edilmez ve onunla ilgili olarak, “Beni hor görenler hor görülecektir” (1 Samuel 2:30) yazılmıştır. Bu dünyadan ayrıldığında melekler şöyle duyurur: “Bu adamın önündeki kapıları kapatın.” Daha sonra cehennemin en alt odalarından biri olan Avdon’a indirilir.162

Bu bize, kişinin “Amen” diyerek karşılık vermesinin önemi konusunda bir fikir verir.

Hazan, Amida’yı tekrarladığında, her bir berahayı dikkatle dinlemek ve “Amen” diyerek karşılık vermek özellikle önemlidir. Okuyanın tekrarı sırasında konuşmanın yasak olduğunu söylemeye gerek yoktur. Bunun ne kadar manevi zarara yol açabileceğini anlayan bir insan, bu konuda kesinlikle çok dikkatli olur.163

Okuyanın Amida’yı tekrar etmesi sırasında Tora okuyan bazı kişiler vardır ama bu da yanlıştır. Amida’nın her sözünü dikkatle dinlemek gerektiğinden, kişi çalışmaktan bile kaçınmalıdır. Bu, öğrenmenin zamanı değildir; her şey zamanında iyidir.

Talmud şöyle der: “Ne mutlu Tora çalışana ve Yaratıcı’sını hoşnut edene.”164 Kişi bu söze şaşırabilir, çünkü bir kişi Tora’yı çalıştığında, açıkça Yaratıcı’sını hoşnut eder. Ama bu, şunu öğretir: Tora çalışmak ve Yaratıcı’yı memnun etmemek mümkündür, tıpkı okuyucunun Amida’yı tekrarlarken veya Kadiş sırasında çalışması gibi. Açıkçası Tanrı’nın isteği bu değildir.165

Bir azizin rüyasında vefat etmiş öğrencilerinden birini gördüğü ve bu öğrencinin alnında çirkin bir leke olduğu aktarılır. Nedeni sorulduğunda öğrenci, “Kadiş’i duyduğumda tüm dikkatimi vermediğim için” yanıtını vermiştir.166

Kadiş veya Keduşa’yı okumak isteyen bir minyan olduğunda ve biri gerekli sayıyı bozarak ayrıldığında, toplumdan kesilmeye layıktır. Bunu yapmak herkese büyük zarar verir.167

Talmud, Rabban Şimon ben Gamaliel’in Rabbi Yeoşua’dan alıntı yaptığını aktarır: “Kutsal Tapınak (Bet AMikdaş) yıkıldığı günden beri, her gün bir öncekinden daha büyük bir lanete sahiptir.” Talmud, eğer öyleyse, dünyanın nasıl dayanabileceğini sorar. Her gün lanet daha da kötüleşmektedir. Dünyayı ayakta tutan iki şey olduğunu söyler.

Birincisi, bir bilgin bir ders verdikten sonra okunan Kadiş’e “Amen, O’nun büyük ismi sonsuza dek kutsal olsun” (Amen, Yee Şeme raba …)  diye karşılık vermektir. Bu iki şeyi başarır. Birincisi, insanlar önce Tora’nın sözlerini duyarlar; ayrıca Kadiş’e “Amen” diyerek Tanrı’nın adını kutsarlar.

İkincisi, sabah duasını sonlandıran “Ve Sion’a gelecek” (u’bha leTzion) duasıdır. Bu, Aramice Targum’larıyla birlikte belirli ayetleri içerir. (Talmud zamanında) ister bilgin, ister bilgisiz olsun, herkes onu söyleyebilir ve anlayabilirdi. Bu nedenle dünyayı ayakta tuttu.168

Bir çocuk “Amen” diyerek karşılık vermeye başlar başlamaz Gelecek Dünya’da bir payı olur. Çok küçük bir çocuk ölürse, Gelecek Dünya için hiçbir erdemi yoktur, ama “amen” karşılığını verdiyse payı vardır.169 Bu nedenle anne babalar çocuklarını sinagoga götürmeye çalışmalı ve onlara “amen” diyerek karşılık vermeyi öğretmelidir.170 Çocuklarını sırf gösteriş yapmak için sinagoga getiren, onların çocukça sesler çıkarmasından, mırıldanmalarından zevk alan kişiler gibi olmamalıdır. Bu, Bereşit Peraşası’nın 4. Kısmında Keduşa’yı ele alırken ayrıntılı olarak tartışıldığı gibi cemaat için çok rahatsız edicidir. Ayrıca böyle anne babalar, çocuklarını “Amen” diyerek karşılık vermeye alıştırmazlar, onlara bu dünyada ve sonraki dünyada zarar verirler.

Sinagogda çocukları öpmek yanlıştır. Orada ifade edilen tek sevgi, Tanrı’ya olan sevgimiz olmalıdır. 171

Kadiş

Bu dünyada, ebeveynin fazileti çocuklarına yardımcı olabilir. Genellikle iyi bir adamın çocuğuna babası uğruna yardım edilir veya iyileştirilir. Fakat öbür dünyada kişi, ebeveyni çok büyük azizler olsalar bile, onların faziletiyle korunmaz. Bu nedenle örneğin, Avraam Yişmael’i  ve Yitshak Esav’ı koruyamaz. 172

Bununla birlikte, bir çocuk, özellikle ebeveynin ölümünden sonraki ilk yıl boyunca Kadiş okuyarak, anne ve babasına öbür dünyada yardım edebilir. Ebeveynin biri öldüğünde küçük çocukların bile Kadiş okumasının nedeni budur.

Çok küçük bir çocuk, cemaatle birlikte dua okuyamayacağından, aslında duanın bir parçası olan Kadiş’i okumamalıdır. Bununla birlikte, anne babasına büyük faydalar sağladığından, yas tutan kişinin Kadiş okumasına izin verilmelidir. Ancak hazan, Kadiş’i küçük çocukla kelime kelime okumalıdır. Aynısı kelimeleri doğru okuyamayan ve istemeden duanın anlamını değiştirebilen biri için de geçerlidir; hazan da Kadiş’i onunla birlikte kelime kelime okumalıdır.

Böyle bir Kadiş, vefat etmiş kişilere büyük fayda sağlar. Noah Peraşası’nın başında Kadiş’in öbür dünyadaki cezayı nasıl hafifletebileceğini anlatmıştık. Tek şart, Kadişlerin duyguyla söylenmesi ve oğlunun dindar bir Yahudi olmasıdır.173

Rabbi Akiba bir keresinde bir mezarlıktayken, yüzü kararmış, koşan ve odun yükü taşıyan bir adam gördü. Ona hareketsiz durmasını söyleyen Rabbi Akiba, neden bu kadar hızlı koştuğunu sordu: “Eğer bir hizmetkarsanız ve efendinizin emirleri bunlarsa, bana efendinizin adını söyleyin, sizi serbest bırakması için ona para ödeyeyim. Eğer yoksulsanız ve geçiminizi sağlamak için bu kadar çok çalışıyorsanız, size daha kolay bir iş bulacağım.”

“Beni rahat bırak,” diye yanıtladı yabancı, “Geç kalamam.”

“Sen nesin,” diye sordu rabbi, “bir insan mı yoksa bir cin mi?” “Ben ölü bir adamım. Cezam, bu dünyaya dönüp odun toplamak zorunda olmamdır. Bu odun daha sonra beni cehennemde yakan ateşleri yakmak için kullanılır.”

“Bunu hak edecek ne yaptın?”

“Vergi tahsildarıydım. Zenginlerin çok üstüne gitmez ama yoksulları ezerdim. Bir zamanlar Yom Kippur’da kocası sinagogdayken evli genç bir kadını da baştan çıkardım.”

“Oğlum, söyle bana, cezanı hafifletecek bir şey var mı? Seni acı çektirenlerin pençesinden kurtarabilecek bir şey var mı?”

“Lütfen rabbi, beni daha fazla geciktirme. Acı çektiriciler bana kızacak ve beni daha çok cezalandıracaklar.”

“Yapılabilecek bir şey yok mu?” diye sordu rabbi.

Bir an için ruhun gözleri umutla parladı. “Belki, belki. Bir keresinde acı çektiricilerimin, ‘Eğer cemaate duada önderlik edecek ve ‘Kutsal Tanrı’yı kutsayınız’ diyen bir oğlun olsaydı, cezan hafifletilirdi’ dediklerini işitmiştim. Ama bir oğlum var mı bilmiyorum. Ben öldüğümde eşim hamileydi ama çocuğun erkek mi kız mı olduğunu bilmiyorum. Oğlum olsa bile ona nasıl okuyacağını öğretecek kimsesi olmayan bir yetim olacaktı.”

Rabbi Akiba, “Neler yapılabileceğine bir bakayım” dedi. “Bana adını, eşinin adını ve yaşadığın şehrin adını söyle.” Daha sonra o şehre özel bir gezi yaptı ve o adamın nerede yaşadığını sordu, “Cehennemde!” dedi kasaba halkı, “Kemikleri çürüsün! Kasabamızda hiç bu kadar kötü bir adam olmadı! Karısı ve oğlu da daha iyi değil. Çocuk hala sünnetsiz; o cadı Avraam’ın antlaşmasına dahil olmasına bile izin vermedi.”

Rabbi Akiba kısa süre sonra çocukla tanıştı, gençliğinin başlarında parlak, canlı bir delikanlıydı. Bilge, nazik sözlerle onunla arkadaş oldu ve sünnet olmasına izin vermesi için onu ikna etti. Çocuğa İbranice okumayı da öğretti ama iş ona Tora öğretmeye geldiğinde başarısız oldu. Rabbi yılmadan kırk gün oruç tuttu ve çocuğun Tora’nın bilgeliğini özümseyebilmesi için dua etti. Uzun bir mücadeleden sonra sonunda başardı.

Bir gün, Rabbi Akiba sinagoga girdi ve çocuğun dualara önderlik ettiğini, Barehu (yukarıda bahsedilen dua) ve Kadiş okuduğunu gördü. O gece rabbi, babayı rüyasında gördü. Yüzü şimdi temizdi ve rabbiye dedi ki, “Beni cehennemden kurtardığın için payın cennette olsun. Oğluma Kadiş demeyi öğreterek bana çok ama çok yardım ettin.”174

Hiçbir şey Tanrı için “Amen” kadar değerli değildir. Bu dünyada “Amen diyen, öbür dünyada da aynısını yapacaktır. 175

Bir rabbi ders verdiğinde ve Kadiş’i okuduğunda, insanlar “Amen, O’nun büyük İsmi kutsal olsun…” (Amen, Yee Şeme raba…) diyerek karşılık verdiğinde, yetmiş yıl sürmesi amaçlanan kötü bir hüküm bile geri alınabilir. Başkalarına göre bu, yüz yıllık bir hüküm için bile geçerlidir. Tanrı, karşılık veren kişiye merhamet eder, günahlarını bağışlar ve hükmü bozar.176

İster zengin ister beş parasız olsun, her insan her gün sadaka emrini yerine getirmelidir. İster hafta içi ister Şabat günü olsun, bu emri kimse ihmal edemez. İnsan, beş parasızların nasıl sadaka verilebileceğini ve bunun Şabat günü nasıl verilebileceğini merak edebilir. [Aslında dua bir çeşit sadakadır. İbranice’de sadaka tsedaka‘dır (צדקה‎). Sayısal değeri 90 olan Tsadi (צ), sayısal değeri 4 olan Dalet (ד), sayısal değeri 100 olan Kuf (ק) ve sayısal değeri 5 olan He (ה) harfleriyle yazılır.] Tsadi, bir kişinin her gün 90 kez “Amen” diyerek karşılık vermesini temsil eder. [Dalet harfi dört kez Keduşa, Kuf harfi yüz kez beraha söylenmesini, He harfi kişinin çalışması gereken Tora’nın beş kitabını temsil eder.] 177

Özellikle önemli olan, bir kişinin her gün 90 kez “Amen” diyerek karşılık  vermesidir. Bunların çoğu, günde on üç kez okunan Kadiş’tedir:

1 (Övgü ayetlerine başlarken) Odu‘dan önce. 178

2 (Övgü ayetlerini bitirirken) Yiştabah‘tan sonra.

3 (Amida’dan sonra) Aşre‘den önce.

4 [”Uzun”) Kadiş Titkabal’da (Uva leTsiyon‘dan sonra).

5 Tefila LeDavid’den (ve günün Mezmuru)’ndan sonra 179

6 Barehu‘dan önce (Alenu leşabeah’dan önce).180

7-9. Öğleden sonra duasındaki (Minha) üç kadişte.

10-13. Akşam duasındaki (Maariv veya Arvit) dört kadişte.181

Bu on üç Kadiş’in her birinde beş kez “Amen” karşılığı bulunur.182 Bu nedenle Kadiş’te verilen karşılıklar, her gün toplam 65 kez “Amen” söylenmesini sağlar.

Buna Amida’daki 19 berahaya karşılık olarak “Amen” söylenmesi eklendiğinde 84’e ulaşılır. Diğer berahalara da karşılık vererek doksan sayısını tamamlama konusunda dikkatli olunmalıdır.

Gereksiz bir beraha söylenmemelidir; benzer şekilde, Kadiş de gereksiz yere söylenmemelidir. İnsanlar bazen bir mezmur okumak için bir minyan toplar ve onu bir Kadiş takip eder ve gaday bazen bunu para için yapar. Böyle bir Kadiş gereksiz kabul edildiğinden, bu yapılmamalıdır. Benzer şekilde, kişi sadece Kadiş okumak için duayı yönetmeye çalışmamalıdır. Dikkatle dinlemek ve doğru biçimde karşılık vermek daha iyidir.183

Yukarıda bahsedildiği gibi, Dalet harfi Keduşa’nın her gün dört kez söylenmesini temsil eder. Birincisi Şema’nın berahalarında, ikincisi Amida’nın tekrarında, üçüncüsü Uva leTsiyon’da ve dördüncüsü öğleden sonra duasındadır (Minha). Kuf harfi, Bereşit Peraşası’nın 6. Bölümü’nde özetlendiği gibi günlük yüz berahayı temsil eder.184 He harfi, Tora’nın beş kitabını temsil eder ve kişinin her gün haftanın peraşasının bir kısmını okuması gerektiğini belirtir.

Minyan

Kadiş, yalnızca on üç yaşından büyük on erkekten oluşan bir minyan eşliğinde okunabilir.

Sinagogda sadece on kişi varsa ve Kadiş başladıysa, herhangi birinin Kadiş söylenirken ayrılması yasaktır. Eğer bir kişi bunu yaparsa, onun hakkında şöyle yazılmıştır: “Tanrı’yı terk edenler yok olacak” (Yeşaya 1:28). Böyle bir kişi göklerden cezalandırılır. Minyanın çoğunluğunu oluşturdukları için, Kadiş, en az altı adam kaldığı sürece tamamlanabilir.

On kişiden bazıları Amida okuyor veya uyukluyorsa, cevap veremeseler bile yine de minyan içinde sayılabilirler. On kişi mevcut olduğundan, İlahi Kutsiyet onlara katılır. Tek şart, brbirlerini görebilecekleri aynı odada olmalarıdır.185

Bir kişi Amida’yı söylüyorsa, Kadiş’e başlamadan önce Amida’yı bitirmesini beklemek en iyisidir. O zaman karşılık verebilir ve bu çok değerlidir. Daha önce de belirtildiği gibi, Kadiş, Keduşa’dan bile daha önemlidir. Benzer şekilde, insanlar uyukluyorlarsa, karşılık vermeleri için uyandırılmalıdırlar. Ancak uyandırılamazlarsa, Kadiş hala söylenebilir. 186

Bir adam sağır veya dilsizse yine de bir minyan içinde sayılabilir. Ancak hem sağır hem de dilsiz ise minyan içinde sayılmaz. On üç yaşından küçük bir çocuk ve zihinsel yetersizliği olan bir erkek de sayılmaz. Ancak bir erkek çocuk on üçüncü yaş gününe ulaşır ulaşmaz bir minyanın parçası olabilir.

Bir kişi günah işlediyse veya rabbinik otoritelere karşı isyan ettiyse ve toplumdan uzaklaştırma (niduy) cezasına çarptırıldıysa, minyan içinde sayılmaz.

Bir kimse vefat ettiğinde, defnedilene kadar yakınları “onan” statüsündedir. Bir onan, bir minyan içinde sayılmaz.187

On adamın hepsi tek bir yerde olmalıdır. Bir adam sinagogun yakınında oturuyorsa ve oraya açılan bir penceresi varsa, içerideki insanlar tarafından görülebileceği için minyan içinde sayılabilir.

Bir köyde sadece on adam varsa ve biri bayramlar için şehre gitmek isterse, diğerleri onu kalmaya zorlayabilir. On bir adam varsa ve ikisi ayrılmak isterse, ikisi de maliyeti paylaşarak minyanı tamamlamak için bir adam kiralayabilir. Bu kurallar, bayramlardan iki veya üç ay önce ayrılmak isteseler bile, bu günleri başka bir yerde geçirmek istedikleri sürece geçerlidir.

Bazı topluluklarda, insanlar sinagoga gitmeye çok üşendikleri ve bunun yerine evde ibadet ettikleri için günlük minyan yoktur. Başka yerlerde, insanlar başka yerlerde bir minyan oluşturur ve sinagogu kapalı bırakır. Bu gibi durumlarda cemaat görevlileri onları gelmeye zorlayabilir, gerekirse para cezası verebilir. Her sinagogda günlük bir minyan olması önemlidir. Sinagog “küçük bir Tapınak” (Bet AMikdaş Ma’at) gibidir ve günlük dualar, her gün mutlaka kurban edilen günlük korbanlar (Tamid) gibidir.

Mişna, Midraş, Eyn Yaakov 188 veya diğer kutsal metinler ile ilgili bir dersi tamamladıktan sonra, Mişna’dan aşağıdaki bölümleri okumak gelenektir (Makkot 3:16):189

Rabbi Hananya ben Akaşya dedi ki: Kutsaldır Kutsal Olan, İsrael’in değerini artırmak istedi. Bu nedenle onlara Tora’yı ve çok sayıda emri verdi. Bu nedenle şöyle yazılmıştır: “Tanrı [İsrael’in] doğruluğunu istedi; Tora’yı bu kadar yüce ve görkemli yaptı” (Yeşaya 42:21).

Sonra Kadiş söylenir.

Kadiş’e verilen karşılıklar aşağıdaki gibidir. [Parantez içindekiler sadece cemaat tarafından söylenirken, köşeli parantez içindekiler hem okuyan hem de cemaat tarafından söylenir):

O’nun büyük İsmi yüce ve kutsal olsun (Amen) dilediği gibi yarattığı dünyada. Ve krallığını yönetsin ve kurtuluşu getirsin ve Mesih’inin gelişini hızlandırsın (Amen) yaşamınız boyunca ve gününüzde tüm İsrael Evi’nin ömrü boyunca, çabucak ve yakında, ve [Amen O’nun büyük İsmi sonsuza dek kutsal olsun] deyin. Tek Kutsal Olan’ın İsmi sonsuza dek kutsal olsun, övülsün, yüceltilsin, saygı görsün, göklere çıkartılsın, hayranlık görsün (Amen). İsmi bu dünyada dile getirebileceğimiz tüm duaların, tüm ilahilerin, övgülerin ve tesellilerin üstünde olsun ve [Amen] deyin.

[Bu Sefarad usulüdür; Aşkenaz usulü biraz farklıdır. Alışılagelmiş gelenek, “Amen. O’nun büyük İsmi yüce ve kutsal olsun…” karşılığını, “övülsün” (yitbarah) ifadesiyle bitirmektir. Bununla birlikte, birçok Sefarad topluluğunda bu karşılığı Kadiş’in sonuna kadar devam ettirmek ve “bu dünyada” (daamiran bealma) diyerek bitirmek gelenekti. Bu  topluluklarda,] önder, “Tek Kutsal Olan, kutsal olsun” (Kudşa Berih U) demeden önce karşılığı tamamlayabilmek için acele etmelidir ki “Amen” diyerek karşılık verebilsin. Ancak karşılığı tamamlayamamışsa burada “Amen” dememelidir.190

Böylece Kadiş’te en az dört kez “Amen” diyerek karşılık verildiğini görüyoruz. Bununla birlikte, bu tür karşılıklar en fazla beş olabilir. [Bunlar daha önce bahsedilen beş karşılıktır. Temel Kadiş’e eklenen diğer satırlara verilen karşılıklar sayılmaz.]

Kadiş’in tam anlamını bilmiyoruz, çünkü gizemleri çok derin, sınırlı aklımızın sınırlarının çok ötesindedir. Ancak bu eşsiz duadaki kelime sayılarında bazı dersler görebiliriz.

Kadiş dört kelimeyle başlar:

O’nun büyük İsmi yüce ve kutsal olsun (Yitgadal veyitkadaş Şeme raba).

Bu dört kelime, Tetragrammaton’un dört harfine paraleldir. [Bu dört kelimeden sonra “Amen” diye cevap vermemizin bir nedeni de budur.]191 Kadiş’e verilen karşılığın ana kısmı şu cümledir:

O’nun büyük İsmi sonsuza dek kutsal olsun (Yee Şeme raba mevarah lealam ulalme almaya yitbarah).

Bu cümle yedi kelime ve 28 harf içerir. Tora’nın ilk ayeti,

Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeryüzünü yarattı (Bereşit bara elokim et haşamayim veet haaretz).

Bu ayet de yedi kelime ve 28 harf içermektedir. Aynısı On Emir’in giriş kısmı için de geçerlidir:

Tanrı tüm bu sözleri konuştu ve [şöyle] dedi (Çıkış 20:1).

Bu kilit ayetlerin her ikisi de Kadiş’e verilen karşılık gibi yedi kelime ve 28 harf içerir. 192

Talmud, “kim tüm gücüyle ‘O’nun büyük İsmi sonsuza dek kutsal olsun’ diyerek karşılık verirse, yetmiş yıllık olumsuz bir kararı bile tersine çevirebilir” der. 193 İbranice’de “güçlü” anlamındaki kelime ko’ah’tır ve sayısal değeri (gematria) 28’tir. Bu, 28 harf içeren yedi kelimeyi ifade eder. Bu, burada sadece “Amen” diyerek karşılık vermenin yeterli olmadığını gösterir; en azından sonraki yedi kelime okunmalıdır.194

Kişi bu Talmud öğretisini kelimenin tam karşılığı ile anlamalı ve karşılığı diğer dualardan biraz daha yüksek sesle söylemelidir.195 Bu karşılığı da tam bir konsantrasyonla söylemek gerekir; aksi halde hüküm iptal edilemez. 196

“Amen” karşılığı, “O’nun büyük İsmi sonsuza dek kutsansın” ifadesine eklenmemelidir. “Amen”, okuyanın daha önce söylediklerine karşılık olarak söylenirken, “O’nun büyük İsmi sonsuza dek kutsal olsun” ise ayrı bir duadır. Bu nedenle, “Amen” dedikten sonra biraz duraklamalı ve şöyle bitirilmelidir: “O’nun büyük İsmi sonsuza dek kutsal olsun.” 197

Kadiş okunurken beş defa eğilmek gerekir. Birincisi, “Genişletilmiş” (Yitgadal) başlarken. İkincisi “Amen. O’nun büyük İsmi sonsuza dek kutsal olsun (Amen. Yee Şeme raba…) derkendir. Üçüncüsü, “övülsün” (yitbarah) derkendir. Dördüncüsü “Kutsal Olan, kutsal olsun” (Kudşa Berih U) derkendir. Beşincisi son “Amen” derkendir.198 Daha uzun Kadiş şu sözlerle biter:

Yüksek göklerde barışı sağlayan Tanrı’mız, sonsuz merhametinle bizde ve tüm ulusun İsrael’de barışı sağla ve Amen deyin (Ose şalom bimromav U verahamav yaase şalom alenu veal kol amo Yisrael veimru Amen).

Bu cümleyi söylemeden önce üç adım geri atılır.

Bir kişi Kadiş ve Keduşa’yı aynı anda işitiyorsa ve her ikisine birden karşılık veremiyorsa, tercihen Kadiş’e karşılık vermelidir.199 Kadiş, Keduşa’dan daha önemlidir. “O’nun büyük İsmi sonsuza dek kutsal olsun (Yee Şeme raba…)” yanıtını vermek, Keduşa veya Modim’e karşılık vermekten daha önemlidir. 200

Bazı insanlar, okuyan “ve Amin deyin (veimru Amen demeyi bitirmeden önce “Amen” diyerek karşılık vermek için acele eder. Bundan kaçınılmalıdır.

Aynı şey bir berahaya karşılık verirken de geçerlidir. Kişi sakince cevap vermeli ve beraha tamamlanmadan önce “Amen” diyerek karşılık vermemelidir. 201

“Amen” (אָמֵן)  derken, sondaki “n” (Nun) açıkça telaffuz edilmelidir [bu yüzden kulağa “Ameh” gibi gelmemelidir].

Bir kişi berahayı işitmiyorsa, tamamlandığını bildiği halde “Amen” dememelidir. Buna ”yetim Amen” denir.

“Amen” çok hızlı veya çok yavaş denilmemelidir. Doğru telaffuz, şu üç kelime “Tanrı, güvenilir Kral” (El Meleh ne’eman kadar uzun sürmelidir. Bu üç kelimenin ilk harfleri aslında “Amen” kelimesini oluşturur. 202

“Amen” kelimesinin çağrıştırdığı anlam hakikat ve inançtır. Okuyucunun söylediklerine katıldığını ve ona inandığını gösterir. 203

Bir kişi, Şema’yı söylerken Kadiş, Keduşa veya Barehu’yu duyarsa, cümlenin ortasında bile karşılığı söylemek için yarıda kesebilir. Eğer biri “İsrael’i kurtaran” (gaal Yisrael) berahasını söylemek üzereyse, uygun karşılık verene kadar bunu ertelemelidir. Durmak için en iyi yer “yeni bir şarkıyla” (şira hadaşa) bölümüdür. “İsrael’i kurtaran” berahası, herhangi bir kesinti olmaksızın doğrudan Amida’dan önce söylenmelidir.204

Bir kişinin hem bir berahaya hem de Kadiş’e aynı anda karşılık vermesi gerekiyorsa “Amen ve Amen” demelidir.205

Bazen birden fazla kişi bir dersten sonra Kadiş’i [veya Yas Tutanların Kadiş’ini (Kadiş Yee Şelama)] söyler ve hepsi birlikte söylemez. Böyle bir durumda, mümkünse, her birine karşılık verilmelidir.206 Ancak bir başka görüşe göre, kişinin sadece hazan tarafından okunan Kadiş’e “Amen. O’nun büyük İsmi sonsuza dek kutsal olsun” diyerek karşılık vermesi yeterlidir.207

Bir görüşe göre, insanlar minyansız çalışırsa ve daha sonra onuncu bir adam gelirse, Kadiş okumadan önce on kişi ile de biraz çalışmalıdır. Minyan ile hiçbir şey çalışılmamışsa Kadiş söylenmemelidir.208

Aynı durum sabah duaları önceki giriş okumaları minyansız söylendiğinde de geçerlidir. Birçok sinagogda daha sonra, Odu‘dan önce Kadiş’i söylemek için onuncu bir adam gelene kadar beklerler. 209 Giriş okumaları için minyan olmadığı için bunu yapmak doğru değildir. Minyan geldikten sonra, bir mezmur veya bir Mişna okumalı ve ardından Kadiş söylenmelidir.

Böylece kişi bir minyanla birlikte dua etmenin ve Tora’yı çalışmanın önemini takdir etmeye başlayabilir. Bir mahallede yaşayan insanlar bir yerde bir araya gelip bir minyanla Tora’yı öğrenmeye çalışmalıdır. Bu, çalışma zorunluluğunun hafta içi günlerden daha fazla olduğu özellikle Şabat günü için geçerlidir. Kişi, “Ben evde okuyacağım. Neden başka yere gideyim?” dememelidir. İnsanlar birlikte öğrendiğinde ve sonra Kadiş okuduğunda, bu çok güzel bir şeydir. Daha önce de belirtildiği gibi, dünyayı ayakta tutan şeyler arasındadır.

Bazı kişiler, bir adam bir minyanla ibadet edemediği bir hapishanedeyse ve yılda bir gün izin alıyorsa, önemli kutsal günler olduğu için, iznini Yom Kippur veya Purim’de ayarlaması gerektiğini söyler. Ancak bir bilgenin görüşü, hemen gitmesi ve o gün bir minyan ile dua etmesi gerektiğidir. Bir kurala göre, bir emri yerine getirme fırsatına sahip olunduğunda, onun bayatlamasına izin verilmemelidir.210

Konumuza dönersek, Avraam’ın Tanrı’dan beş şehri elli dürüst kişi uğruna bağışlamasını isteyerek başladığını görürüz. Sonra sayıyı ona kadar indirdi ve Tanrı ona, “On kişi uğruna yok etmeyeceğim” sözünü verdi (Yaratılış 18:32). Avraam, on kişinin bile bulunamadığını görünce sormadı. Tanrı’nın şehri ondan az kişi uğruna bağışlama olasılığı olsaydı, Avraam kesinlikle beş, hatta daha azını istemeye devam ederdi. Ama Avraam, ondan daha az dürüst insanla şehrin kurtarılmayacağını biliyordu; bu nedenle sessiz kaldı.

Midraş, Avraam’ın bunu Noah ve Tufan’dan öğrendiğini öğretir. O dönemde dünyada sekiz dürüst insan vardı: Noah, üç oğlu ve eşleri. Yine de, liyakatleri dünyayı kurtarmaya yetmedi. En az on kişi gerekliydi.211

Bu sorgulanabilir. Bereşit Peraşası’nda Noah’ın 500 yaşına kadar çocuk sahibi olmamasının sebebinin, onun acı ve zahmet çekmemesi için olduğunu açıklamıştık. Çocukları kötü olsaydı, onların ölümünde acı çekecekti; kötü değillerse, torunlarını sığdırmak için birçok gemi inşa etmek için uğraşması gerekecekti. Bu, görünüşe göre, on veya daha fazla dürüst kişi olsaydı bile, sadece onların hayatta kalacağını, ancak geri kalanların tufan tarafından yok edileceğini gösteriyordu.

On dürüst kişi bile tüm dünyayı kurtaramaz; sadece kendi şehirlerini kurtarabilirler. Böylece, tufan zamanında on dürüst insan olsaydı, tufanın şehirlerini yok etmesini önleyebilirlerdi ama tüm dünyayı kurtaramazlardı. Bu nedenle Avraam, her on dürüst kişinin liyakatleriyle bir şehri kurtarması için dua etti. 212

Bu nedenle insanlar, ileri düzey bilginlerin tüm zamanlarını Tora çalışarak geçirdikleri yeşivalara destek vermelidir. Bir şehirde Tora çalışmaktan başka bir şey yapmayan on kişi bütün şehri koruma liyakatine sahiptir.

NOTLAR:

146 Bahya; Bet Elohim, sayfa 12

147 Ramban. Karşılaştır. Targum Yonatan

148 Hulin 92a. [Bu ifade görünüşte Sukka 45b’deki 36 dürüst kişinin bulunmasıyla çelişmektedir.]

149 [Rabbi Yeoşua ben Yisrael Benveniste,] Azney Yeoşua (Konstantinopolis,1677).

150 Şevet Mussar 4.

151 Bahya, İmrey Şefer, Karşılaştır. Tzeror HaMar; Kli Hemdah; Kesef Nivhar.

152 Zohar, VaYehi

153 Yad, Tefilla 8.

154 Berahot, Bölüm 1

155 Reşit Hokmah, Şa’ar Ahavah 7

156 Zohar, Teruma, sayfa 129

157 [Karşılaştır. Dereh Emet, Zohar üzerine 2:165b.]

158 [Bakınız Ezekiel 1:1]

159 Zohar 2:166a, 168a.

160 [Berahot 53b.]

161 Yeşaya 26:2]

162 Zohar, VaYeleh. Karşılaştır. Reşit Hokmah, Şa’ar Ahavah 12; Bahya, BaŞalah.

163 Reşit Hokmah, Şaar Keduşa 14.

164 [Berahot 17a.]

165 Reşit Hokmah, aynı yerde; Magen Avraam 124:8

166 Şeyarey Keneset HaGedolah 56.

167 Yalkut Reuveni.

168 Sotah, sayfa 49.

169 Sanhedrin, Bölüm 10.

170 Orah Hayim 124:7 Hagah’ta; Magen Avraam aynı yerde.

171 Orah Hayim 98.

172 Reşit Hokmah, Perek Giddul Banim.

173 [Rabbi Şmuel Aboab,] D’var Şmuel (Venedik, 1702) 301; ve Yazar’ın kendi fikri.

174 [Mesehta Kallah; Menorat HaMaor 1:1: Teşuvot Rivaş 115, Kall Bo 114. Karşılaştır. Tanna DeBei Eliyahu Zuta 17.

175 Devarim Rabba, Ki Tavo

176 Şabat 119b; Kohelet Rabba (99:21) 9:14 üzerine

177 Tikuney Zohar 40b; Zohar Hadaş.

178 [Sefaradlar başlangıç mezmurlarına Odu ile ( 1 Tarihler 16:8-36) başlar. Aşkenazlar Baruh ŞeAmar ile başlar.

179 [Tefila LeDavid 86. Mezmur’dur. Günün Mezmuru’na başlarken Sefaradlar tarafından söylenir.]

180 [Burada Barehu yalnız Sefaradlar tarafından söylenir. Hem Aşkenazlar hem de Sefaradlar onu Yiştabah’tan sonra söyler.]

181 [Aşkenazlar yalnızca Maariv’de üç kez Kadiş söyler. Sefaradlar ise akşam duasını (Arvit veya Maariv) 134. Mezmur ve birkaç ayet ile başlatır ve dördüncü Kadiş’i söyler.]

182 [Beş kez karşılık verme yalnızca Sefarad usulünde bulunur. Bunlar daha sonra anlatılacaktır.]

183 Keneset HaGedolah 55, Yazar tarafından yorumlandığı üzere.

184 Bakınız Cilt 1 sayfa 173

185 [Rabbi Yaakov ben Şmuel Hagiz,] Halahot Ketanot (Venedik, 1704) 74.

186 Magen Avraam 56.

187 Şeyarey Keneset HaGedolah; [Rabbi Aaron ben Hayim Avraam Perahiah HaKohen,] Perah Mateh Aaron (Amsterdam, 1703).

188 [“Yaakov’un Kuyusu” Bkz. Cilt 1, Yazar’ın Girişi, not 18.]

189 Magen Avraam 64.

190 Nagid U’Metzaveh.

191 Adı geçen eserde

192 Bet Yosef; [Rabbi Avraam ben Şabatay Şeftel Horowitz,] Yeş Noh’lin (Prag 1597).

193 [Şabat 119b. Karşılaştır. Zohar 3:20 Reya Mehemna’da.]

194 Abudraham; bet Yosef [Orah Hayim] 56; Kall Bo.

195 Magen Avraam; Keneset HaGedolah.

196 Raşi, Şabat, sayfa 119.

197 Ş’nei Lohot HaB’rit.

198 Orah Hayim 56.

199 Keneset HaGedolah; [Rabbi Şabatay Yonah, Teşuvot] Şay LeMoreh (Selanik, 1653) 9.

200 Be’er Şeva 31.

201 Orah Hayim 124; Bahya, BaŞalah.

202 Tosefot, Şabat sayfa 119.

203 Aynı adlı eserde. [Karşılaştır. Radak, Sefer Şeraşim, Amen.]

204 Orah Hayim 124.

205 Halahot Ketanot 1:85.

206 Adı geçen eserde 2:48

207 [Mısır’lı Rabbi Mordekay ben Yehuda HaLevi,] Darkey Noam (Venedik, 1697).

208 Magen Avraam 234. Karşılaştır. Turey Zahav Adı geçen eserde.

209 [Bkz. Not 178]

210 Keneset HaGedolah 90, Radbaz’dan alıntı.

211 Bereşit Rabba; Raşi.

212 Tzedah LaDereh, Noah; Ahavat Tzion, Bereşit Bölümü’nün sonu.