Rahel terafimleri almış, onları devenin eyer minderinin içine koymuş ve üzerlerine oturmuştu. Lavan bütün çadırı aradı fakat hiçbir şey bulamadı. [Rahel] babasına, “Efendim öfkelenmesin; ayağa kalkamıyorum. Kadınların hâli üzerimdedir” dedi. Lavan aradı, fakat terafimleri bulamadı.
[Rahel babasına âdet gördüğünü söyledikten sonra bile Lavan aramaya devam etti.] Oturduğu yeri arayabilmek için onu ayağa kaldırdı. Mucizevi biçimde terafimler küçük testilere dönüştüler; bu yüzden aradığı şeyi bulamadı.422
Rahel’in bahanesi ilk bakışta anlaşılması güçtür. Gerçekten âdet görüyorsa neden ayağa kalkamasın? Kadınlar âdet döneminde de sürekli yürüyüp hareket ederler.
İbranice’de âdet gören kadın için kullanılan kelime nida’dır (נדה). Kelime, “ayrılmak” anlamındaki nadad (נדד) kökünden gelir.423 Bu, kadının bu dönemde erkeklerden ayrı bulunması gerektiğine işaret eder.
Böyle bir ayrılık Yahudi olmayan toplumlarda da, özellikle eski çağlarda görülürdü. Aramlılar gibi topluluklarda bu daha da belirgindi. Lavan, Rahel âdet gördüğünde onunla temastan kaçınırdı. Âdet kanamasını son derece tehlikeli kabul ederlerdi. Âdet gören bir kadınla konuşmaktan bile kaçınır, nefesinin kirli olduğunu düşünürlerdi. Âdet gören bir kadının hazırladığı yemeği dahi zararlı sayarlardı.
Rahel bu nedenle Lavan’a, “Âdet görüyorum. Oturduğum yere dokunamazsın” dedi. Bunu işitince Lavan onunla konuşmayı kesti. Rahel’den kuşkulanmasına ve terafimleri alıp almadığını açıkça sorabilecek olmasına rağmen ondan uzak durup çadırdan çıktı.424
Aslında Rahel yalan söylemedi. Babasına gerçekten âdet gördüğünü açıkça söylemedi. Sözleri tam olarak, “Kadınların hâli üzerimdedir” şeklindeydi. Normal bir kadının sevdiği eşyalarla ilgilenip onları alması gibi davrandığını ima ediyordu.425
Ayrıca putların da âdet hâli gibi ritüel kirlilik verdiğine işaret ediyordu. Babasına, “Âdetim var” derken, aslında âdet kanı kadar kirli bir şeyin üzerinde oturduğunu kastediyordu.426