Yaakov, “Bugün itibarıyla ilk doğanlık hakkını bana sat” dedi.
Mişkan çölde kurulmadan önce korbanları ailenin ilk doğan oğlu sunardı. İlk doğanın sahip olduğu ayrıcalık buydu. Mişkan kurulduğunda Tanrı bu görevin kalıtsal kohenlere, yani Aharon’un soyuna verilmesini buyurdu. İlk doğanlar Altın Buzağı’ya tapmaya ve ona korban sunmaya koşmuşlardı; bunun üzerine Tanrı kehuna görevini onlardan alıp Aharon’un oğullarına verdi.
Yaakov kendi kendine, “Esav’ın putperest ayinlere katıldığını kesin olarak biliyorum. Böyle biri Tanrı’ya nasıl korban sunabilir?” dedi. Ona yiyecek vermeden önce, ilk doğanlık hakkını kendisine satmasını istedi.97
Yaakov’un sözleri kelimesi kelimesine, “Gün gibi, ilk doğanlık hakkını bana sat” şeklinde de anlaşılabilir. Demek istediği şuydu: “Satış, gün ışığı kadar açık ve kesin olsun.”98
Bir görüşe göre Yaakov yemeği Yitshak için çoktan bir kâseye koymuştu. Esav geldiğinde bu porsiyonu istedi. Yaakov, “Bu kâseyi sana veremem; babama götürmek için hazırladım. Biraz sabret. Babam bitirince sana da veririm. Ama ilk doğanlık hakkını bana satarsan, babam için hazırlamış olsam bile bu kâseyi sana veririm” dedi.
Esav o kadar açtı ki, “Lütfen şu kırmızı şeyden bana yuttur. Babamı bekleyemem. Hazır olan bu kâseyi şimdi istiyorum. İlk doğanlık hakkımı sana memnuniyetle satarım” dedi.99
Yaakov babası için kırmızı şarap da hazırlamıştı. Esav onu da istedi; kelimesi kelimesine, “Şu kırmızı, kırmızı şeyden bana yuttur” dedi. Bu nedenle “kırmızı” (adom) kelimesi iki kez kullanılır: biri şarap, diğeri yemek içindir. Daha önce belirtildiği gibi yas tutana şarap da verilir. Tora’nın daha sonra “Yedi ve içti” (25:34) demesi de içeceğin bulunduğunu gösterir. Esav hem mercimek yemeğini hem şarabı istedi.100
Yaakov bu yemeği Yitshak’a Teselli Öğünü olarak sunmak üzere hazırlamıştı. Yas tutan kişi ilk öğününü kendi malıyla yiyemeyeceğinden Yaakov yiyeceği kendi parasıyla satın almak zorundaydı. Yitshak’ın malını kullansaydı, onu ilk doğanlık hakkını satın almak için kullanamazdı; çünkü Yitshak’ın malı üzerinde Yaakov ile Esav’ın eşit hakkı vardı.
Aslında ilk doğanlık hakkı, kalıtsal kehuna gibi, satılabilir bir şey değildir. Fakat Yaakov, Esav’ın daha sonra korban sunma ayrıcalığının haksız biçimde elinden alındığını ileri sürmesini istemedi. Bu nedenle ondan artık korban işine karışmayacağına dair yemin aldı.101
İlk doğanlık hakkının nasıl satılabildiği ayrıca sorulabilir. Yitshak ölmeden bu hak Esav’ın fiilî mülkiyetinde değildi; genel kural olarak henüz var olmayan ya da kişinin elinde bulunmayan bir şey satılamaz. Örneğin bir kişi anne ya da babası hâlâ hayattayken gelecekteki mirasını satarsa satış geçersizdir; çünkü miras henüz ona ait değildir.102
Bununla birlikte, bir insanın o gün başka hiçbir geçim kaynağı yoksa satışı öylesine kesin bir iradeyle yapar ki henüz elinde olmayan bir şeyi bile geçerli biçimde satabilir. Örneğin, bir balıkçıyla o gün yakalayacağı bütün balıkları satın almak üzere anlaşan kişi, balıkçı bu paraya yaşamını sürdürmek için muhtaçsa geçerli bir satış yapmış olur.
Esav neredeyse açlıktan ölmek üzere olduğundan yemeğe yaşamak için ihtiyaç duyuyordu. Yaakov bunun ilk doğanlık hakkını satın almak için eline geçen fırsat olduğunu gördü.103
Ayrıca o dönemde henüz var olmayan bir şeyin satılabildiği kabul ediliyordu. Yaakov bu nedenle, “Bugün itibarıyla ilk doğanlık hakkını bana sat. Bugün, henüz var olmayan bir şeyin satılabildiği dönemde bunu bana sat. Yasa daha sonra değişse bile artık hiçbir hak iddia edemezsin; çünkü işlem bugün kesinleşmiş olacak. İşlem bugün hukuken geçerli olduğundan gelecekte de geçerliliğini koruyacak” dedi.
Yaakov ayrıca, “Bugün itibarıyla bana yemin et” dedi (25:33). Burada da amacı, satışın “bugünün” hukukuna göre kesinleştiğini vurgulamaktı.104
İlk doğanlık hakkı çok değerli olabilirdi; fakat gerçek değeri ancak Yitshak öldükten sonra ortaya çıkacaktı. Babası hayattayken gelecekteki mirasını satan biri, onu doğal olarak tam değerinden çok daha ucuza satar. Oğul babadan önce ölebilir ya da baba öldüğünde ortada hiçbir miras kalmayabilir. İlk doğanlığın gelecekteki değeri belirsiz olduğundan çok düşük bir bedelle satılması mümkündü.
Yaakov bu nedenle, “Bugün itibarıyla ilk doğanlığını bana sat; bugün sahip olduğu değer üzerinden sat” dedi.105
Bilgelerimiz, Yaakov Şem ile Ever’in akademisinde öğrenciyken onların kendisine şu öğüdü verdiğini öğretir: “Esav kötü ve savaşçı biridir; bir gün senin soyuna egemen olacaktır. Fakat ilk doğanlık hakkını bir kâse yemek karşılığında satıp satmayacağına bak. Satarsa sevin; çünkü bu kadar kolay rüşvet alan biriyse çocukların sonunda üstün gelecektir. Onlara zulmettiğinde onu rüşvetle yatıştırabileceklerdir. Hatta onun koruyucu meleği Samael bile her yıl Yom Kippur’da Azazel’e gönderilen teke ile yatıştırılabilir (Vayikra 16:8,26); böylece o yıl İsrael’i suçlamaz. Fakat Esav ilk doğanlığını satmazsa, rüşvet kabul etmeyen biri olduğu anlaşılır ve çocukların çok acı çeker.”106
Yaakov bu öğüdü kabul edip uygun fırsatı bekledi. Avraam öldüğünde mercimek yemeğini pişirdi; Esav’ı kırdan bitkin dönerken görünce ilk doğanlık hakkını bir kâse mercimek karşılığında satın aldı. Çocuklarının sürgünlerini atlatabileceğini anlayınca sevindi.
O günlerde ilk doğanlık hakkı bugünkü Tora hukukundakinden farklıydı. Bugün ilk doğan oğul mirastan iki pay alır (Devarim 21:17). O dönemde ise babanın malı bölünmez; küçük kardeşlerin, babalarına gösterdikleri gibi ilk doğan kardeşlerine saygı göstermeleri gerekirdi. Bütün miras ilk doğana geçer, o da tüm ailenin geçimini sağlamakla yükümlü olurdu.107
Avrupa’nın bazı yerlerinde bu ilk doğanlık sistemi hâlâ uygulanmaktadır. Bir adam ölür ve iki ya da üç oğul bırakırsa, en büyük oğul babasının yerini alıp evin reisi olur. İlk doğan öldüğünde sıradaki en büyük kardeş onun yerini alır ve sıra böyle devam eder. Küçük kardeşler, sonunda onun yönetimi altında olacaklarını bildikleri için en büyük kardeşe saygı gösterirler.