Yaratılış 18:17-21

Tanrı “Yapacağım şeyi Avraam’dan saklayacak mıyım?” dedi. “[Ne de olsa] Avraam kesinlikle büyük ve güçlü bir ulus haline gelecek ve yeryüzünün tüm ulusları onun sayesinde mübarek kılınacaklar. Çünkü dikkatimi ona yönelttim. Öyle ki, [Avraam] çocuklarını ve ardından gelecek ev halkını emirle bağlayacak ve [onlar da] Tanrı’nın Yolu’nu, yardımseverlik ve adaleti yerine getirerek koruyacaklar. Tanrı [böylece] Avraam için, söz verdiği her şeyin gerçekleşmesini sağlayacaktır”. Tanrı [sonra şöyle] dedi: “Sedom ve Amora’nın haykırışı çok büyük ve [halklarının] günahı çok ağır olduğu için, inecek ve göreceğim: [Bölgenin] Bana erişen çığlığı[nı gerektirecek] kadarını yaptılarsa – yıkım [olacak]! Ve aksi takdirde – bileceğim”.

Daha önce bahsedildiği gibi, ateş meleği Gavriel, Tanrı tarafından Sedom ve Amora’yı yok etmesi için gönderilmişti. Yukarıda, Leh Leha Peraşası’nda Tora, “Ancak Sedom insanları Tanrı’ya karşı çok kötü ve günahkardılar” (Yaratılış 13:13) demişti. Ancak orada Tora, günahlarını belirtmemişti.

Sedom çok varlıklı bir şehirdi, altın ve değerli mücevherler ihraç ediyordu. O alanda o kadar çok kaynak bulunuyordu ki, nüfusunun hiçbir finansal kaygısı yoktu. Başka hiçbir şehir Sedom kadar kutsanmamıştı.109

Ancak halkı çok kötüydü. Genel olarak, Sedom dört günah ile sivriliyordu.110

İlk günah, cinsel ahlaksızlık ile ilgiliydi. Sedom’dan altı saatlik yol uzaklıkta, hoş pınarlar ve güzel meyve ağaçları içeren bir vaha vardı. Her Temmuz, beş şehrin; Sedom, Amora, Adma, Tzevoyim ve Tzoar’ın halkları bir araya gelir ve festival düzenlerdi. Erkekler ve kadınlar medeni hal ve aile ilişkilerine bakmaksızın bir araya gelirdi. Bu tür şölenlerde zina, ensest ve homoseksüellik standarttı.111

İkinci günah, seyahat edenlerin şehirlerinden geçmesine izin vermemeleriydi. İkramcılık gösterilmemesi üzerine bir anlaşma yapılmıştı ve her yolcu geceyi sokakta geçirmek zorundaydı. Kuşlar ikramcılıktan faydalanmasınlar diye şehrin çevresindeki ağaçlar bile kesilmişti. 112

Sedom’da ikramcılık gösteren veya bir yolcuya yiyecek veren kişinin canlı canlı yakılacağını içeren yasa kabul edilmişti.

Yoksul bir kişi Sedom’a geldiğinde, insanlar kendilerinin isimlerinin işlenmiş olduğu parayı sadaka olarak verirlerdi. Bir esnafın bir yabancıya yiyecek satması yasaya aykırıydı ve sonunda yolcu açlıktan ölürdü. Sonra, insanlar cesedi soyar ve kendi parasını geri alırdı. Sonra talihsiz yolcunun giysileri için çekiliş yapılırdı. Sonuncuya cesetten ortadan kaldırma cezası verilirdi.113

Sedom halkı ikramcılık fikrinden nefret ediyordu. Görevliler tarafından yabancılar için  “özel” yataklar düzenlenmişti. Bir yabancı gelip, dinlenmek istediğinde bu çivili yataklara yönlendirilirlerdi. Yabancı, rahat eder etmez, dinlenmesi kaba biçimde kesilirdi. Eğer uzun boyluysa, ona kısa bir yatak verilir ve yatağa sığması için ayakları kesilirdi. Kısa biri ise öte yandan, uzun bir yatağa yerleştirilirdi. Üç kişi kollarından, üç kişi bacaklarından tutar, yatağa uyması için o kişiyi çekerlerdi. Bu zalimler onun çığlıklarına yalnızca gülerdi.114

Bir keresinde Avraam’ın hizmetkarı Eliezer, Sedom’dan geçmek zorunda kalmıştı. Onların bu zalimce adetlerini bilerek, onlara annesinin kısa süre önce öldüğünü ve on iki ay boyunca yatakta yatmamaya yemin ettiğini söyledi. Bu şekilde “yataklarından” kaçtı.

Ayrıca hiçbir yabancının bir kutlama veya şölene davet edilmemesi adetleri de vardı. Eğer bir Sedomlu böyle bir olaya bir yabancıyı getirirse, kıyafetleri alınır ve eve çıplak gönderilirdi.

Ancak Eliezer, davet edilmeden böyle bir ziyafetten yemenin bir yolunu buldu. Bir kişi onu kimin davet ettiğini sorarsa, yüksek sesle “Ama beni sen davet ettin!” diyordu. Diğerlerinin söyleneni duymasından korkarak, soruyu soran kişi gizlice kaçıp eve koşuyordu. Eliezer bu soruyu soran her kişiye bunu yaptı. Sonuç olarak, Sedom’dan ne zaman geçse iştahla yemek yiyebiliyordu.115

Lot’un Pletit adında bir Sedomlu ile evli bir kızı vardı. Bir gün, yoksul bir adam oradan geçerken, kimse ona yiyecek vermediği için günlerdir yemek yemediğini söyleyerek ondan sadaka istedi. Ölüme çok yakın olduğunu görerek Pletit ona acıdı ve gizlice yiyecek verdi. Her gün kuyuya gittiğinde yanında biraz ekmek getirdi ve onu bu yoksul adama verdi. Bu uzun bir süre devam etti.

Yetkililerin gözü bu yoksul adamın üzerindeydi ve açlıktan ölmesini bekliyorlardı. Onu canlı ve sağlıklı görünce, birinin onunla ilgilendiğinden şüphelenmeye başladılar ve bu “suçtan” sorumlu kişiyi bulmak için araştırma başlattılar.

Üç gizli ajan, beslenmesinin kaynağını keşfetmek için bu yoksul adamı gizlice takip etmeye başladılar. Lot’un kızının kuyunun yanına ekmeği saklayıp, gelip alması için adama sinyal verdiğini gördüler. Kız yakalandı ve canlı canlı yakılarak öldürülmeye mahkum edildi. Yabancılara merhamet etmemeleri gerektiğini öğrenmeleri için, onun yakılmasını izlemek için halka açık tören düzenlendi.116

Bir genç kız [benzer bir suçtan mahkum edildi] ve çırılçıplak soyulup, baştan ayağa bal ile kaplandı ve bir karınca yuvasına kondu. Karıncalar kızın bedenini yemeğe başladı ve kızın çığlıkları bir kişinin tüylerini diken diken etmeye yetiyordu. Yine de Sedom’daki hiçbir zalim o kıza merhamet etmedi.117

Bazıları bu kızın gerçekte Lot’un kızı Pletit olduğunu söyler. Bal ile kaplandı ve arılar ve eşek arıları tarafından yenmesi için çatıya kondu.118

[Üçüncü günah hırsızlık ve yolsuzluktu.] Varlıklı bir adam şehre geldiğinde, insanlar ona dostça davranır ve onunla sohbete girişirdi. Onu uşaklarından uzaklaştırdıklarında, öldürür ve tüm parasını alırlardı.

Tüccarın büyük bir kervanı varsa ve parasını bulamazlarsa, ondan kendileri için güzel koku taşımasını isterlerdi. Bunun son derece değerli olduğunu açıklayarak, güzel koyuyu kıymetli şeyleri ile birlikte taşımasını isterlerdi. Sonra da kervana saldırır, kokuyu takip edip, tüm hazinelerini yağmalarlardı.

Sedomlular’ın kendilerine ait tarlaları vardı ve kendi ürünlerini yetiştirirlerdi. Yabancı bir çiftçi kendi ürünlerini şehre getirirse, her biri “denemek” için bir veya iki tane ondan alırdı. Hiçbir tane kalmayana dek ürünlerinden alırlardı. Şikayet ettiğinde ise, “Sadece bir tane soğan aldım. Kaç para eder ki?” derlerdi. Şikayet etmeye devem ederse, şehirden kovulurdu.

Değerli mor Sur yünü taşıyan bir tüccar Sedom’dan geçiyordu. Kimse ona konukseverlik göstermediği için, geceyi sokakta geçirmek üzere konakladı. Gece geç saatte, Hidur adında bir Sedom’lu ona yaklaşarak, “ Gece geç saatte sokakta ne yapıyorsun? Geceyi benimle geçir, sabah yoluna devam edersin” dedi. Bu konukseverliği mutlulukla kabul ederek, tüccar mor yünlerini koruması için Hidur’a verdi.

Sabah, Hidur tüccara güzel br kahvaltı hazırladı, yemeden gitmesine izin vermeyeceğini söyledi. Sohbet uzadı ve kibarlıktan dolayı tüccar tüm gün kaldı. Gitmek için artık geç olması nedeniyle, Hidur ikinci gece de evinde kalması için davet etti ve tüccar da kabul etti.

Ertesi sabah tüccar ayrılmak için plan yaparken, ev sahibine teşekkür etti ve mor yününü istedi. Hidur, şaşırmış gibi yaparak, “Ne mor yünü? Bana öyle bir şey vermedin!” dedi.

“Ama sana bir önceki gece vermiştim” diyerek tüccar yakındı. İple bağlıydı ve düzgün bir paket içindeydi” dedi.

“Rüya görüyor olmalısın” diye karşılık verdi Hidur. “Ne hoş bir rüya. Senin için yorumlayayım. İp, uzun bir hayatın olacağı anlamına gelir, bir ip gibi. Sağlıklı ve zengin olacaksın, tıpkı Sur’un krali mor rengi gibi” dedi.

Tüccar kendini kaybetmişti. “Bana ne yapmaya çalışıyorsun? Yünü sana kendi ellerimle verdim. Onu kasana koyduğunu gördüm” dedi.

“Yünü bana verdiğini düşünmeni anlıyorum” diye yatıştırıcı bir ses tonu ile karşılık verdi Hidur. “Ama bu rüyadan başka bir şey değil. Seni sevdim ve bu nedenle rüyana güzel bir yorumda bulundum. Ben profesyonel bir rüya tabircisiyim; normalde her tabir için dört altın para alırım. Burada sana ücretsiz açıklama yaptım, sen ise bunu takdir etmiyorsun!” dedi.

Hidur son olarak bu vakayı mahkemeye taşımayı önerdi. Hakimler, tüccarın elinde makbuz olmadığı için, Hidur’un sorumlu olamayacağına karar verdiler. Tüccar, açıkça taraflı bu karara itiraz edince, rezil edilerek şehirden kovuldu.119

Sedom’un yasaları adil değildi ve zenginden taraftı. Örneğin, bir tane ineği olan kişinin, yılda bir kez şehirdeki tüm sığırlara bakmakla yükümlü olduğunu söyleyen bir yasa çıkartılmıştı. Hiç ineği olmayan kişi ise tüm sığırlara iki gün bakmak zorundaydı.

Zeki bir öksüzün hiç sığırı yoktu ve şehrin tüm sığırlarına iki gün bakmak zorundaydı. Otlaktayken, tüm sığırları kesti ve derilerini yüzdü. Sığırların sahipleri gelip sığırlarını isteyince, “Bir tane ineğe sahip olan bir deri alabilir, hiç sahip olmayan ise iki tane deri alabilir” dedi. Diğerleri itiraz edince, “Bu, sizin desteklediğiniz yasadan daha az adil değil, bir tane ineği olan yılda bir kez şehirdeki tüm sığırlara bakmak zorunda, hiç sahip olmayan ise iki gün bakmak zorunda” dedi.120

Şehirlerin arasında akan bir ırmak vardı. Bir kişi kayığa binerse, bir tane altın para ödüyor, eğer kendisi karşıya geçerse iki tane ödüyordu. Bu, Sedom ve komşularının normaliydi.121

Dördüncü günah cinayetti. Bu şehirlerdeki çarpık adalet sistemi, birçok kişin haksız yere öldürülmesine yol açmıştı.

Birçok durumda, yasalar suçluyu korumak üzere yazılmış gibiydi. Bir kişi hamile bir kadını dövüp, düşük yapmasına neden olursa, yasa kadının saldırgana dava açmasına izin vermiyordu. Eğer şikayette bulunulursa, yasa kadının hamile kalan dek saldırganı ile birlikte yaşamasını gerektiyordu. Buna “zararı karşılama” deniyordu.

Genç bir zorbanın bir eşeğin kulağını kesmesi vakası vardı. Eşeğin sahibi zorbayı mahkemeye getirince, karar çarpık sistemin tipik bir örneğiydi. Hakimler, eşeğin kulağı tekrar büyüyene dek zorba ile kalmasına karar verdi, böylece onu sahibine “başta olduğu gibi” geri verebilecekti.122

Bir keresinde Sara, o dönemde Sedom’da yaşayan Lot’a Eliezer ile bir mesaj gönderdi. Şehre girdiğinde, bir Sedomlu’nun yoksul bir yolcuyu dövdüğünü gördü. Eliezer yetişip, “Tanrı’dan hiç korkun var mı? Bu yoksul adamı neden yok yere dövüyorsun? O senin misafirin – ona biraz saygı göster!” diye bağırdı.

“Kendi işine bak” dedi Sedomlu. “Bu arada sen kim olduğunu sanıyorsun? Sen bir yabancısın – seni kim hakim atadı? Bu adam senin hiçbir şeyin – neden ondan yana oluyorsun?” dedi. Bununle birlikte, bir taş ile Eliezer’in başına vurdu ve çok miktarda kan akmasına yol açtı.

Eliezer güçlü kuvvetliydi ve Sedomlu tarafından sindirilmedi. Onu yenemeyeceklerini görünce, bu konuyu mahkemeye taşımayı önerdiler. Arkadaşlarına göz kırparak, hakim hükmü verdi, “Sana vuran adam profesyonel kan alıcısıdır. Ona ücretini öde.”

Eliezer öfkelenerek, eline bir taş alıp Hakim’in yüzünü kanattı. Hakim’e, “Ben de profesyonel bir kan alıcısıyım. Bana borçlu olduğun ücreti al ve bana vurana öde” dedi.123

Sedom halkı öyle kötü ve yozlaşmıştı ki, tamamen yok edilmeyi hak etmişlerdi. Tövbe etselerdi bile, affedilmeyi hak etmemişlerdi. Yine de Tanrı onlara merhamet etti ve yollarını değiştirmeleri için her fırsatı verdi.

Bu şehirler 52 yıl ayakta kaldılar. Yok edilmelerinden önce 25 yıl boyunca, felakete uğrayacaklarına dair Tanrı onlara göklerde belirtiler gösterdi. Büyük depremler bölgeyi sarstı ve her depremden sonra bir gökkuşağı görüldü (bakınız Yaratılış 9:16). Şiddetli yağmurlar yağdı ve rahipler tüm bunları yaklaşan kıyamet için işaretler olarak gördü. Yine de, yollarını değiştirmediler.124

Tanrı, “Sedom ve Amora’nın haykırışı çok büyük ve [halklarının] günahı çok ağırdı” (Yaratılış 18:20) dedi. Bazen kabahat ile ilgili haykırış, kabahatin kendisinden büyüktür. İnsanlar sıklıkla abartır; bu durumda ise haykırış çok büyüktü ama günah haykırıştan bile büyüktü. Kabahat ile kıyasla, haykırış hiçbir şeydi.125

[“Haykırış” anlamındaki İbranice kelime “tza’aka” kelimesidir ve aynı zamanda “feryat” anlamına gelir.] Bazıları bu kelimeyi üzerine bal sürülen ve canlı olarak karıncalar veya eşek arıları tarafından yenen genç kıza atıf yaptığı biçimde açıklar. Feryatları ve çığlıkları nedeniyle İlahi Adalet bu şehirleri mahkemede görüşmeye getirdi.

[Bu nedenle sonraki ayet şöyle açıklanabilir,] “İnecek ve göreceğim: [Bölgenin] Bana erişen çığlığı[nı gerektirecek] kadarını yaptılarsa – yıkım [olacak]! Ve aksi takdirde – bileceğim” O kızın çığlığı nedeniyle, bu şehirlerin tamamen yok edilmesine hükmedildi.126

Normalde, Yahudi olmayan kişiler bile birbirlerine karşı yardımsever davranır ve yabancılara acır, onlara ikramcılık gösterir. Topraklarından Yahudiler bile geçse, onlara iyi davranılır ve ihtiyaçları olan her şey onlara verilir.

Sedom halkı ise, ikramcılık fikrini hazmedemedi. Bu onların günahıydı.

İkramcılık Tora’nın emirlerinden biridir, ama Tora henüz verilmemişti. Bunun niçin bir günah sayıldığı merak edilebilir, çünkü; ikramcılık yedi evrensel yasadan biri olarak sayılmamıştı. İkramcılık, o kadar mantıka uygun bir iyilik eylemidir ki, insanlar emredilmeden bunu yerine getirmelidir. Bir kişi, nasıl bir başkasını açlıktan ölürken görür de ona merhamet etmez?127

Genel olarak, bir kişi yoksula karşı katı yürekli davranırsa Tanrı intikamını alır. Yoksulların feryadı göklere yükselir. Bir kişi, yoksulun kendisini lanetlemesi için bir neden vermemek konusunda dikkatli olmalıdır. Sebepsiz bile olsa Tanrı onların feryadını duyar.128

Tüm bu nedenlerle, Sedom yok edilmeyi hak etmiştir.

Sedom’u yok etmeden önce Tanrı, Avraam’a planlarını bildirmiştir. Bunun yedi sebebi vardır:

  1. Sedom ve komşuları Kenaan ülkesindeydi. Tanrı, Avraam’a tüm Kenaan ülkesini vermiş olduğu için, onun bir parçasını yok etmeden önce Avraam’a bunu haber vermeyi uygun buldu.129
  2. Avraam’a büyük bir ulus olacağı vaat edilmiştir, büyük bir aziz ve iyilik yapan biri olarak tanınacaktır. Bu şehrin yıkımlarını duyunca insanlar, “Avraam, Tanrı tarafından seviliyorsa, Tanrı yapmak üzere olduğu şeyi neden Avraam’a haber vermedi? Eğer Avraam’a haber verildiyse, Avraam neden onlar için dua etmedi?” diye sorabilirdi. Bu nedenle Tanrı, ona haber vermenin iyi olacağını gördü.130
  3. Avraam’ın yeğeni Sedom’da yaşıyordu.131
  4. Avraam, “Birçok ulusun babası” olarak adlandırılmıştır (Yaratılış 17:4). Bir ulusu “babasına” haber vermeden yok etmek uygun olmayacaktı.132
  5. Leh Leha Peraşası’nda, Tanrı’nın cehennem cezalarını Avraam’a nasıl gösterdiğini anlatmıştık. İnsanlar onları göremedikleri için onlara inanmaz. Bu nedenle Tanrı, Avraam’a Sedom’un günahlarını ve onları bekleyen cezayı haber verdi. İnsanlar o zaman kendi gözleriyle Avraam’ın bilgi kaynağının doğru olduğunu ve ilahi cezanın bir örneğini göreceklerdi.133
  6. Avraam, [İsrael’e] verilmeden önce Tora’nın tüm gizemlerini biliyordu. Bu nedenle, göksel mahkemenin kararından önce hükümlerin farkındaydı. Ondan hiçbir şey gizlenmediği için, Sedom’un kaderinden de haberdar olması uygundu.134
  7. Nimrod ve Sedom arasındaki savaş sırasında, Lot tutsak alındığında, Avraam Nimrod’a karşı Sedom’un tarafında yer almıştı. Avraam, Sedomlular’ın savaşmak yerine geri çekildiklerini görünce, onların can almaktansa her şeyi yapacak pasifistler olduklarını sandı. Böylece onlar hakkında çok iyi izlenime sahip oldu ve onları günahkarlar olarak düşünemezdi. Eğer Tanrı, Avraam’a nedenini haber vermeden onları yok etseydi, onların nedensiz yere yok edildiğini düşünecekti.135

Tüm bu nedenler ile Tanrı, Avraam’a haber vermek için onun evinde bekledi.

NOTLAR:

109. Pirkey Rabbi Eliezer

110. Sanhedrin, Bölüm 10.

111. Sefer HaYaşar

112. Pirkey Rabbi Eliezer.

113. Aynı adlı eserde; Targum Yonatan; Sefer HaYaşar

114. Sanhedrin, Bölüm 10 (109b).

115. Aynı adlı eserde.

116. Sefer HaYaşar; [Rabbi Yosef ben Hayim Tzarfathi,] Yad Yosef (Venedik, 1616).

117. Sanhedrin, aynı yerde.

118. Zohar, sayfa 107.

119. Sefer HaYaşar.

120. Sanhedrin, Bölüm 10.

121. Aynı adlı eserde.

122. Aynı adlı eserde.

123. Aynı adlı eserde; Sefer HaYaşar.

124. Yafeh Toar.

125. Tzeror HaMor; [Trani’li Rabbi Moşe ben Yosef] (Mabit), Bet Elohim (Venedik, 1576), sayfa 12.

126. Sanhedrin, Bölüm 10.

127. Bahya.

128. Tosefot, Roş Aşana, Bölüm 1.

129. Raşi; Zohar sayfa 105.

130. Ramban.

131. Yafeh Toar, sayfa 284.

132. Raşi; Bereşit Rabba.

133. Bereşit Rabba.

134. Aynı adlı eserde.

135. Tanhuma.