“Şimdi silahlarını, kılıcını ve yayını al; kırda ava çık ve bana av eti getir. Sevdiğim biçimde lezzetli bir yemek hazırla ve yemem için bana getir; böylece ölmeden önce ruhum seni kutsasın.”
“Silahlarını, kılıcını ve yayını kuşan. Kılıcı şehita bıçağı olarak kullanılabilecek kadar iyi bile. Kıra çık ve av yakala; halahaya uygun biçimde kes ki et kaşer olsun. Mutlaka kıra git; çünkü oradaki hayvanların özel sahibi yoktur ve herkesin kullanımına açıktır. Sonra bana sevdiğim biçimde bir yemek hazırla.
“Gençken yalnızca yemeğe bakmak bile bana zevk verirdi. Şimdi ise ancak tadından zevk alabiliyorum. Bu yüzden yemeği çok lezzetli yap. Kör bir insan yemek yer ama gözüyle de tatmin olamadığı için yeterince doyum hissedemez.”21
Yitshak Esav’ı erdemli sandığı için onu kutsamak istiyordu. Bu nedenle ona “büyük oğlu” (27:1) denir. İbranice ifade aynı zamanda “büyük, önemli oğlu” biçiminde okunabilir. Esav, Yitshak’ı aldatma konusunda başarılı olduğu için Yitshak onu gerçekten büyük sanıyordu.
Yitshak, Tanrı’nın Rivka’ya “büyük olan küçüğe hizmet edecek” dediğini bilmiyordu (25:23). Bunu bilseydi kuşkusuz Esav’ı kutsamak istemezdi.22
Yitshak bereketi vermeden önce Esav’dan kendisine yemek hazırlamasını istedi. Bereketin peygamberlik esiniyle verilmesi gerekiyordu; VaYera’da belirttiğimiz gibi Şehina, insanın üzerine ancak kendisini huzurlu ve sevinçli hissettiği sırada iner.23
Burada bir soru ortaya çıkar: Yitshak Esav’ı erdemli sanıyorsa, neden ona kaşer olmayan et getirmemesini ve özel mülkiyetten haksız yere alınmış hiçbir şeyi kullanmamasını özellikle söylemek zorundaydı?
Talmud döneminde insanlar kaşer bir hayvanı boğazına ok atarak halahaya uygun biçimde kesebiliyorlardı. Okun ucunda uzun bir bıçak bulunuyor, şehita bıçağı gibi en küçük bir çentik bile kalmayacak biçimde bileniyordu. Ok daha sonra dikkatlice atılıyor ve bıçak hayvanın boğazını kesiyordu. Havada uçan bir kuş bile bu şekilde kesilebilirdi.24
Ok biraz bile hedefinden şaşarsa ya da basınç nedeniyle hayvanın boğazını yırtarsa, kesim geçersiz olur ve hayvan kaşer sayılmazdı. Yitshak bu nedenle Esav’a çok dikkatli olmasını emretti; kendisine getirilen etin kaşer olduğundan emin olmak istiyordu.25
Yitshak ayrıca Esav’a, sahipsiz hayvanların bulunduğu kıra gitmesini özellikle söyledi. Böylece başkasına ait bir hayvanı çalıp getirmesinden sakınıyordu.26
Bazılarına göre Yitshak birden kör olmuştu. Tora kelimesi kelimesine, “gözleri görmeyecek kadar zayıfladı” der (27:1). Görme yetisi yavaş yavaş azalmamıştı; aniden yok olmuştu. Yemeğe karşı ani ve aşırı iştahın görüldüğü bir hastalıkta olduğu gibi, gözlerinde de birdenbire rahatsızlık başlamıştı. Yitshak, “Artık kendi ölümümden korkmam gereken döneme girdim; annem Sara 127 yaşında öldü, ben 123 yaşındayım. Birden kör oldum ve aşırı iştah hissediyorum; demek ki günlerim yaklaşıyor olabilir” diye düşündü.27
Bu nedenle Esav’a, “Yemeği tam olarak sevdiğim biçimde hazırla” dedi. Yani, “Kullandığın bıçağı dikkatle kontrol et; hayvanı geçersiz kılacak en küçük bir kusur bile kalmasın. Etin uygun biçimde şehita edildiğinden emin ol. Sana sevdiğim biçimde hazırlamanı söylerken bunu açıkça söylüyorum: Kaşer değilse yemem ve seni kutsamam” demek istiyordu.28
Bazı görüşlere göre Tanrı, Yitshak’ın Esav’ın hazırladığı yemeği yemesini günah sayıyordu. Yitshak Esav’ı erdemli sanmış olsa da onun davranışlarını daha dikkatle araştırması gerekirdi.29