Yaratılış 26:28,29

Onlar, “Tanrı’nın seninle olduğunu açıkça gördük. Aramızda —bizimle senin aranda— ağır bir yemin olsun ve seninle bir antlaşma yapalım: Sana dokunmadığımız, sana yalnız iyilik yaptığımız ve seni barış içinde gönderdiğimiz gibi sen de bize kötülük yapmayacaksın. Şimdi sen Tanrı’nın kutsadığı kişisin” dediler.

Bir kralın sıradan bir insandan, özellikle de Yitshak’tan korkması olağan değildir. Yitshak savaşçı değildi; Avimeleh’e karşı savaşabilecek biri değildi. Fakat Yitshak Avraam’ın oğlu olduğu için Avimeleh ona kötü davranmaktan çekiniyordu. Yitshak’ı Gerar’dan sürerek Avraam’la yaptığı yemini çiğnemişti. Şimdi Yitshak’ın soyunun da kendi çocuklarına aynı şeyi yapıp onları ülkeden sürmesinden korkuyordu. Tanrı’nın bütün Kenaan ülkesini Yitshak’a vaat ettiğini biliyordu; bu nedenle yemini yenilemek istiyordu.

Yitshak’a, “Seninle tartışıp seni şehrimizden sürmüş olsak da sana hiçbir zarar vermedik. Şimdi bile ‘Tanrı’nın kutsadığı kişi’sin. Sen de bize aynı şekilde davranmalısın. Şehrimizde bulunduğun sürece kimse sana zarar vermedi; bunun için sevinmelisin” dedi.36

Talmud, Rabbi Yeoşua ben Hananya zamanında —yaklaşık MS 130’da— Roma imparatoru Hadrianus’un, Romalıların MS 70’te yıktığı Bet HaMikdaş’ın yeniden inşa edilmesine izin verdiğini anlatır. İmparatorun isteği o kadar güçlüydü ki krallığındaki bütün Yahudi topluluklarına haber gönderip Yahudilerin mümkün olduğunca çabuk Yeruşalayim’de toplanmasını istedi. Yol masraflarını karşılamak için Akko’dan Antakya’ya kadar üzerinde yığınla gümüş ve altın sikke bulunan masalar kurdurdu.

Yahudiler Yeruşalayim’de toplanmaya başladılar; fakat gökte Üçüncü Bet HaMikdaş’ın bu kadar hızlı inşa edilmemesi hükmedilmişti. İmparator fikrini değiştirdi. Danışmanları ona, “Yahudilerin Bet HaMikdaş’ı yeniden kurmasına izin verirsen büyük kayıplar yaşayacaksın. Bet HaMikdaş’ı bağımsızlık hareketlerinin merkezi yapacak ve kısa süre sonra Roma’ya vergi ödemeyi reddedecekler” dediler. İmparator bu sözleri ikna edici buldu; fakat, “Onlara yapıyı inşa etme izni veren bir kraliyet fermanı çıkardım. Şimdi sözümden nasıl dönebilirim?” diye sordu.

Danışmanları ona şu mesajı göndermesini önerdiler: “Kutsal Mabedinizi inşa etmenize izin vermekten büyük mutluluk duydum. Sizlere büyük iyilik yaptığım, daha önce hiçbir kralın yapmadığını yapıp bunun için çok para harcadığım için yapının sahibi olmak ve ona benim adımın verilmesini istiyorum. Fakat sizi kızdırmamak için üç seçenek sunuyorum: Ya Bet HaMikdaş’ı eski yerinden daha iyi bir yerde başka bir konuma inşa edin; ya önceki yapıdan beş ama daha yüksek, ya da beş ama daha alçak yapın. Seçim size ait; hangisini seçerseniz kabul edeceğim.”

Danışmanlar, “Böylece sözünü yerine getirmekten kolayca kurtulursun. Yahudiler bu koşulları hiçbir zaman kabul etmeyecektir. Bilindiği gibi Bet HaMikdaş’ın en küçük ayrıntısını bile değiştirmeleri yasaktır” dediler.

Bu haberi duyunca Yahudiler ağlayıp yas tutmaya başladılar. Birçok lider, imparatorun buyruğuna karşı gelmek ve gerekirse Roma’ya açıkça isyan etmek pahasına Bet HaMikdaş’ı doğru biçimde yeniden inşa etmeyi savundu. Bilgeler de toplandılar ve böyle bir isyanın doğuracağı kesin felaketi önlemenin yolunu aradılar. İmparator kararını değiştirmişse ona karşı çıkmaya çalışmanın delilik olacağını gördüler. Sonunda Rabbi Yeoşua ben Hananya’nın Yahudi liderlerine konuşmasına karar verdiler. O büyük bir bilge ve insanları doğru davranışa ikna edebilen çok güçlü bir hatipti.

Rabbi Yeoşua şu meseli anlattı:

Bir aslanın boğazına bir kemik takılmıştı. Aslan, “Bu kemiği boğazımdan çıkaranı bolca ödüllendireceğim” diye ilan etti. Uzun boyunlu bir leylek geldi, başını aslanın ağzına sokup kemiği çıkardı. Kuş ödülünü isteyince aslan, “Başını benim ağzıma soktun ve tek parça hâlinde geri çıkardın. Bundan daha büyük ne ödül isteyebilirsin? Ömrün boyunca bununla övünebilirsin” dedi.

Rabbi, “Bizim durumumuz da böyledir. Aslanın ağzından başımızı çıkarabildiğimiz için sevinmeliyiz. Romalılar bizi yenmiş olsalar da hâlâ hayattayız. Bet HaMikdaş Tanrı istediğinde yeniden inşa edilsin” dedi.37

Burada da aynı durum vardı. Avimeleh ile adamları, “Bizim gücümüz altındaydın ama barış içinde ayrıldın. Bu bile sevinmen için yeterlidir” diyorlardı.38