Avimeleh, bir grup dostu ve ordu komutanı Pihol’la birlikte Gerar’dan Yitshak’a geldi. Yitshak onlara, “Benden nefret edip beni yanınızdan kovduğunuz hâlde neden bana geldiniz?” dedi.
Avimeleh Yitshak’ı ülkesinden sürdüğünde iki şekilde cezalandırıldı.
Birincisi, Eyov’unki gibi ağır deri hastalıklarıyla kaplandı. Tora bu nedenle, “Avimeleh Gerar’dan geldi” der. Onun Gerar kralı olduğu zaten bilindiğine göre bu ifade gereksiz görünür. Fakat ifade, “Avimeleh gerar yüzünden geldi” şeklinde de okunabilir; gerar (גרר) İbranice “kaşınma” anlamıyla ilişkilendirilebilir. Bu yaraların yol açtığı kaşınma ve tahriş onu Yitshak’a gitmeye zorladı. Yitshak’ı sürgün ettiği için pişman olduğunu söylemeye geldi.33
İkincisi, geceleri bir grup isyancı sarayı kuşatıyor, bağırıp çağırıyor ve kralın uyumasına izin vermiyordu.34
O dönemin insanları çok anlayışlıydılar; başlarına sıkıntı geldiğinde davranışlarını inceler ve acılarının hangi yanlışlarından kaynaklandığını araştırırlardı. Bu bize önemli bir ders öğretir. Bir insan gece uyuyamıyorsa bunun sebepsiz olmadığını anlamalıdır. Bu, yukarıdan gelen bir işaret olabilir; davranışlarını dikkatle gözden geçirmeli ve düzeltmelidir. Her gece ruh yukarı çıkar, Yüksek Akademi’de verilen hükümleri bilir ve sonra bedene bilgi verir; bu da bazen kişinin uyumasını engeller.
Örneğin Ahaşveroş bir gece uykusuz kaldığında kayıtlar kitabını okutmuştu (Ester 6:1). Birine haksızlık yapıp yapmadığını ya da ödemesi gereken bir borcu ihmal edip etmediğini görmek istemişti.
Bu, uykusuzluk çektiklerinde kendilerini sersemletmek için bir şişe şarap içen çağdaş insanlardan ne kadar farklıdır. Bu yalnızca yozlaşmadır. Gerçekten ruhsal bir insan uyuyamadığında, bunu büyük ya da küçük işlemiş olabileceği günahları hatırlamak, davranışlarını gözden geçirmek ve teşuva etmek için bir fırsat olarak kullanır. Uykusuzluğun yalnız doğal sebeplerden kaynaklandığını varsaymamalıdır; “her şey göktendir”.
Talmud, Rav Huna’nın dört yüz fıçı şarabının ekşiyip sirkeye dönüştüğünü anlatır. Haber şehirde yayılınca diğer bilgeler onu ziyarete geldiler. “Üstad, davranışlarını gözden geçir. Belki bu, yaptığın bir yanlıştan kaynaklanmıştır” dediler.
Rav Huna, “Benden bir şey mi kuşkulanıyorsunuz?” diye karşılık verdi.
“Sen de Tanrı’dan mı kuşkulanıyorsun? O’nun masum bir insanı cezalandıracağını mı düşünüyorsun?” dediler.
Rav Huna, “Yanlış yaptığım bir şey biliyorsanız söyleyin. Ne yaptım?” diye sordu.
“Madem sordun, bir şey duyduk. Yakın zamanda arazilerinden birinde çalışan bir yarıcı vardı. Ürünün yarısını ona vermenin yanı sıra, hukuken dallardan ve asmalardan da pay vermen gerekiyordu. Fakat bunları ona vermedin.”
Rav Huna, “Ama o adamın nasıl biri olduğunu biliyorsunuz. O bir hırsız; benden birkaç daldan çok daha fazlasını çaldı!” dedi.
Bilgeler, “Söylediklerinin hepsi doğru. Fakat bilgelerimiz, hırsızdan çalanın da hırsız olduğunu söyler. O senden çalmış olsa bile ona hakkı olan payı vermen gerekir” dediler.
Bu sözleri duyunca Rav Huna yarıcının bütün hakkını ödemeyi üstlendi. Tanrı ona merhamet etti ve sirke yeniden şaraba dönüştü. Başka bir görüşe göre ise sirkenin fiyatı yükseldi ve Rav Huna onu şarapla aynı fiyata satabildi.34
Bu olayların ardından Avimeleh sabah erkenden kalktı, komutanı Pihol’u ve diğer dostlarını çağırdı.35 Birlikte Yitshak’a gittiler, ondan özür dilediler ve şehirlerine dönmesini istediler. Yitshak, “Daha önce bana böylesine nefret gösterdiniz. Şimdi ise bana geliyorsunuz” dedi.